08 Eylül 2008 Pazartesi
|
|
|
|
|
|
1 ay 28 gün önce gönderdi.
|
Bir halam vardı, yoksulluktan başka dünyada hiçbir şey görmemiş, ölüm döşeğindeki kocasından bile hakaret işitmiş, kocasından göremediği bu şefkati hayatında bildiği ikinci ve son erkek olan evladına bahşetmiş, bilmeden şımarttığı bu oğluyla ve onun çocuklarıyla aynı evde yaşamak zorunda kalmış, yaşı 80’e ulaşıp yoksullukla dolu günlerin yoğunluğu arttıkça da akıl sağlığını yitirmeye başlamış, o şımarttığı oğlundan her akşam hortumla dayak yemiş ve (aldığım gizli bilgiler doğrultusunda) bu oğul dayağı sonucu ölmüş. Bir halam vardı; ama artık bir “halam oğlu” yok! Yıllar önce gerçekleşmiş bu olayı duyduğum an, bu cinayetten haberdar olup da zamanında ihbarda bulunmayan tüm akrabalarım da artık yok! Halamın cesedini yıkarken mosmor zavallı zayıf bedenine gözyaşları damlayan ve “Gidip polise haber verelim ama bu gecekondunun içinde bir dul kadın ve 5 küçük çocuk kalacak. Ne ekmek ne aş getirenleri var. Bu edepsiz hapse girince, bir de onlar düşecek sokaklara.” diyen komşuları ne kadar haklı, bilmiyorum. Ama dedim ya, bir halam vardı; şimdi sadece o şirin sesiyle hatıralarımda kaldı.
8
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
1 ay 28 gün önce gönderdi.
|
Gözlerimin içine, yemyeşil gözleriyle, ta ruhumun derinliklerine baktı. “Seni çok seviyorum, kavga etmemiz anlamsız.” dedi. Tüm gece konuştuğumuz halde hala çözememiştik. 9 aydır her gece saatlerce bıkmadan bu konuyu konuşuyorduk. Hazırlanmak için kalktım. Arkadaşlarımızla kafede buluşacaktık. Muhtemelen ertesi gün uykusuz gidecektim işe yine, ama çok eğleneceğimiz için heyecanlıydım. Sık sık gece çıksak da her sefer ayrı güzel geçiyordu. Duşumu aldım. Hazırlanmakta olan aşkımın gözünün kenarındaki belli belirsiz yara izini öptüm. Bu izi yapan yaranın olduğu zamanı hatırlıyordum. 16 yıl öncesinden kalmaydı. Aradaki 15 yıl ayrı olduğumuz ve benim başkası ile evli olduğum zamanın acısını çıkarmak için bir daha öptüm. Döndü ve saçını düzeltirken o da beni öptü. Ayrıldığımız gün elinde söndürdüğü sigaranın izine dokundum. Tüm çocukluğumuz birlikte geçmişti. İçim sızladı. Dayanamadım. Bir aylık taze kocamın ellerini tuttum ve bir türlü çözemediğimiz tartışmamızı baştan alevlendirdim. “Hayır, ben daha çok seviyorum seni.”
16
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
1 ay 29 gün önce gönderdi.
|
Dört veya beş yaşındaydım. Akşam yemeğinde ağzımda lokma olduğu halde kalktım, yaz olduğu için açık duran kapıya arkamı vererek "Ben evden kaçıyorum" dedim. Köşebaşına kadar gidebilmiştim, ilerisi korkuttu akşam karanlığında beni. Annem sakince geldi, kucağına alıp eve getirdi. Hep rahatsız eden bir şeyler oldu beni evimde, kendi evimde. İkinci denemem yirmi dört yaşında oldu, Adana'dan İstanbul'a. İlk geldiğimde inşaatta çalıştım tornavida bile tutmamış ellerimle, konteynırlardan bozma koğuşlarda yattım, terli koltuk altımı kokladım uyurken yastıktan daha iyi kokuyor diye. Ama bana inanmayanlara inat çok çalıştım bu son iki yılda. Şimdi mi? Yok ya kendi evim arabam falan yok, hala yarı aç yarı tok. Kirayı zor denkleştiriyorum. Ama huzurluyum, hem de çok huzurlu... Beni huzursuz eden her neyse yüzlerce kilometrelerce uzakta kaldı. Para, mal, mülk önemli değilmiş sayın site sakinleri. Çok basitmiş. Tek hücreli hayvanların zararsız ortamdan uzaklaşıp yararlı ortama hareket etme eğilimleri gibi; huzursuz ortamdan uzaklaşıp, huzura gitmek gerekiyormuş.
13
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
2 ay 1 gün önce gönderdi.
|
Analı, kızlı okuma yazma kampanyaları devam ediyorken; bir kısım erkek milleti karısını, çocuğunu okuma yazma bilincinden cahil inadıyla mahrum etmeye devam ederken, ben 74 yaşındaki babanneme okuma-yazma öğrettim. İlk mektubu geldi bile. Mutluyum ve gururluyum.
6
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
|
|
4 ay 1 gün önce gönderdi.
|
Yıllardır neden aşık olmadığımı, neden ciddi ilişkiler kurmadığımı, aşkın çok güzel bir duygu olduğunu, mutlaka aşkı yaşamam gerektiğini söyleyen ve beni sığ yaşamakla suçlayanlara toptan cevabımdır: Aşk benim için; 6 yıl önce boşanma arefesindeyken, yine evde yaşanan bir kavga sonunda, ''Bitti artık, ona gitmeliyim.'' deyip yola koyulmak ve telefona sarılıp; ''Ben geliyorum hayatım, artık her şeyimle seninim.'' deneceği sırada yorgun ama mutlu bir erkek sesinden,''X duşta, kim arıyor?'' cevabını almaktır. Arz ederim.
10
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
5 ay 23 gün önce gönderdi.
|
Yoksul bir ailenin yoksul bir çocuğuydum. İlkokulda 5. sınıfta mavi önlük uygulaması vardı; ama ben hala abimden kalan siyah önlüğü kullanıyordum. Eksik kaldım. Ortaokulda adamakıllı bir takım elbisem olmadı. Pantolonum ayrı renktendi, ceketim ayrı. Eksik kaldım. Lisede ne gönlümce birine aşık olabildim ne de yapılan gezilere, pikniklere katılabildim. Benim boş zamanlarımda çalışıp para kazanmam gerekiyordu. Eksik kaldım. Üniversiteyi gündüz okulda, gece part time çalıştığım işyerlerinde kalarak bitirdim. Dört sene çok zor geçti. Eksik kaldım. Bugün öğretmenim ve bu kutsal mesleği icra ediyorum. Beni tamamlayan tek şey; bir yıldır giydirdiğim ve bütün okul ihtiyaçlarını karşıladığım iki yoksul öğrencim. Onların parlak geleceği sayesinde geçmişteki zorlukları unutuverdim. Artık eksik değilim, beni tamamlayan bir çift gülen yüzüm var. Tamamlanmanın verdiği inanılmaz mutluluğun keyfini çıkarıyorum. Eksiktim, umutluydum, mutluydum. Mutlu kaldım...
17
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
|
|
5 ay 28 gün önce gönderdi.
|
Varoş bir semtte öğretmenlik yapıyorum. Bir öğrencimin ısrarlı daveti üzerine evlerine gittik diğer öğretmen arkadaşlarla. Gider gitmez oraya gittiğimiz haberi yayılmış. Ne kadar öğrencimiz varsa sokaklara dökülmüştü. Daha merkezi bir yerde çalışırken yolda beni gördüğünde başka yöne bakan şımarık çocukların aksine, yoksulluklarına, ayaklarında çorap olmamasına aldırmayan sımsıcak tebessümlerle karşıladılar bizi. Sanki bir öğretmen değil de çok daha önemli bir şahsı görmüşçesine sevinç ve gurur vardı gözlerinde. Yaşadıkları ortamı görünce "Bu çocuklardan çok fazla şey bekliyoruz. Bu koşullar altında bile oldukça iyiler." diye düşündüm. Benim öğrettiklerimden daha önemli şeyler öğrenmişti zaten onlar hayatta. Koşulsuz sevgiyi, saygıyı, her ne olursa olsun gülümsemeyi... Hepimizin onlardan öğrenecek çok şeyi var.
12
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|