07 Ekim 2008 Salı
|
|
|
|
|
|
9 ay 16 gün önce gönderdi.
|
Sevgilimin beni aldattığını öğrendim ve ayrıldık. Msn'de can sıkıntısından, biraz da dikkat çekmek için nickimi değiştirip duruyordum ki, mesajı geldi. "Nickinle oynadığın kadar s..imle oynasaydın bunların hiçbiri olmazdı" Şimdi çizdim oynamıyorum.
13
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
|
|
9 ay 25 gün önce gönderdi.
|
Aranızda 10 ay boyunca birlikte olduğu sevgilisinin aslında hayat kadını olduğunu öğrenen benden başka sivri boynuzlu biri daha var mıdır acaba? Tesadüfen arkadaşımın müşteri olması öğrenmeme vesile oldu, yoksa uzun bir süre daha böyle devam ederdi sanırım.
14
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
10 ay 8 gün önce gönderdi.
|
Beğenilmeyen ismin değişmesi için mahkemeye başvurulur. Mahkeme geçerli bir sebep ister. Hemencecik Nüfus Müdürlüğü suçlanır. "Zamanında Nüfus Müdürlüğü ismimi kimliğe yanlış yazmıştır" denilir ve çevremdeki hiç kimsenin beni kimliğimdeki ismimle tanımadığı, bunun da sürekli sorunlara neden olduğu yalanı uydurulur. Mahkeme safhasında öğrenilir ki, dönemin nüfus müdürü rahmetli dedemden başkası değildir. Hakim şahide sorar: "Davacıyı hangi isimle tanırsınız?" Şahit bana döner ve "Senin ismin neydi yahu?" sorusunu yöneltme gafletinde bulunur. Mahkeme heyeti davayı reddeder. Arkadaş hakimin sert bakışlı ifadesinin heyecanı ile söylemesi gerektiği ismi unuttuğu yönünde bir açıklamayla özür diler. Türk Hukuk tarihine geçesice bu davanın neticesinde;
1) Rahmetli dedemi bilmeden mahkemeye vermiş olup kemiklerini sızım sızım sızlatıp çektiğim vicdan azabına mı? 2) Bozacının şahidi olan şıracının dangalaklığı neticesinde düştüğüm rezilliğe mi? 3) Mahkeme masrafı olan 80 YTL'ye mi? 4) İsmimin değişememiş olmasına mı en büyük alkış layık görülür?
7
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
10 ay 24 gün önce gönderdi.
|
Bizim departmana yeni gelmiş olmasına rağmen hoş bir muhabbetimiz vardı. Zaten tanıyan, tanımayan herkesin beğenisini kazanan, girdiği her ortamda ilgi odağı ve neşe kaynağı olan biriydi. Sabahları işe benden önce gelip odamı havalandırmasını, bilgisayarımı açmasını işgüzarlığına; öğlen tatiline çıkamadığımda, yemeğe gittiği yerden benim için yaptığı paketle gelmesini iyiliğine; ben çalışırken sessizce oturup izlemesini işi öğrenme isteğine; yeni aldığı her kıyafeti gösterip fikrimi sormasını beğenilme arzusuna; biraz öksürecek ya da burnumu çekecek olsam elinde vitaminlerle belirmesini hastalık korkusuna; benim konumla ilgili araştırmalar yapmasını yardımseverliğine; oraya buraya üstünde komik notlar ya da resimler olan post-it'ler bırakmasını çocuksu neşesine bağlıyordum. Bir sohbet sırasında, sırf yeri geldiği için, doğumgününü sorduğumda, "18 Kasım" demişti. Aylar geçti ve dünyanın diğer ucunda yaşayan ablasının yanına yerleşmeye karar verdi. İş arkadaşları olarak düzenlediğimiz veda partisinin sonlarına doğru birisi, "Böylece 4 gün sonraki doğum gününü de şimdiden kutlamış oluyoruz." dediğinde garipsedim çünkü, aylardan daha Ekim'di. "Neden bahsediyor bu, ne doğumgünü; 18 Kasım değil miydi?" diye sordum. Bir an durdu, sonra kulağıma eğilerek, "O, seninle tanıştığım tarihti." dedi. Ve gitti. Ardında mutluluğu çok uzakta arayanların, burnunun dibindekini göremediğini; gördüğünde ise çok geç olduğunu öğrenen ve her 18 Kasım'da, içinden de olsa, ona nice mutlu yıllar dileyen bir adam bırakarak...
24
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
|
|
1 yıl 5 gün önce gönderdi.
|
1999 yılı mayıs ayının sonlarındayız. Tatil yapmak için Antalya'ya; yol parasını beleşe getirmek için de, otostopla gidecektik. Afyon'dan sonraki yol ayrımına, normal ve sorunsuz vardık. Tam V.... (reklam olmasın) tesislerinin orada bir araba durdu ve Antalya'ya gittiğini söyledi! Sevinçle atladık arabaya. Arkadaşım önde oturmuş, sürücüyle sohbet görevini yerine getiriyor, bense arkada oturmuş, onları dinliyordum. Arkadaşım adama Antalya'da ne kadar kalacağını sorduğunda, adamın, "Üç, beş gün kalırım. Bir turist karı bulursam bir hafta, on gün kalırım." demesini hiç yadırgamamıştım. Ta ki yanda katlanmış şekilde duran TAN gazetesinin üstündeki haberi okuyuncaya kadar: "Tatilini Antalya'da geçiren Alman kızı Claudia, Türk erkeklerine bayıldı. Ama bu mevsimde nereden bulacak kendisiyle ilgilenecek Türk erkeğini!" Gazetenin o bölümü okunmuş, arka koltuğa atılmış, ve direkt Antalya'ya yola çıkılmıştı. Türk'ün çabuk karar verme yeteneğinden, bir kuş kadar özgür yaşadığından şüphe edenlere ithaf olunur.
0
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
|
|
1 yıl 28 gün önce gönderdi.
|
Ey itiraf.com ahalisi!! Siz kaçamaklarınızı, grup sekslerinizi, orgazm olup olamamalarınızı, fantezilerinizi, aldatlamalarınızı, penisinizin uzunluğunu kısalığını, eşlerinizin ve sevgililerinizin yatakta nasıl olup olmadığını, kozalaklarınızı, öküzlerinizi, ineklerinizi, platonikimde aşklarınızı anlatadurun. Burda 4 bin YTL borcunu ödeyemeyen, uçurumun kenarında olan, işyerinde haksızlığa uğrayan, babası şizofren, bir ablası (evli) iki uçlu mizaç bozukluğu olan, diğer ablası MS (multipilsikleroz) olan, geleceğe dair hiçbir plan yapamayan, manevi ve maddi sorunlarla her gece sabahlara kadar 4 milyar kere cebelleşen, uyku nedir bilmeyen ve artık intiharın eşiğinde olan birisi var. Duyrulur.
3
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
1 yıl 28 gün önce gönderdi.
|
Evlenmeyi düşündüğü erkek arkadaşının ''benden önce biriyle oldun mu?'' sorusuna, ''buraya gelmeden önce mi?'' cevabını vererek evlilik umutlarını magmalara atan hatunun gerçek sarışın olduğunu söylememe bilmem gerek kaldı mı?
4
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|