08 Ocak 2009 Perşembe
|
|
|
|
|
|
1 yıl 3 ay 15 gün önce gönderdi.
|
Televizyonda bir röportaj izliyorum. Spiker, "Yaptığınız işten memnun musunuz?" diye soruyor önündeki dikişi yetiştirmeye çalışan terzi kıza. Kız yüzünde büyük bir gülümsemeyle, "Çok zevkli bir iş." diyor. Sonra, döküm işiyle uğraşan genç çocuğa soruyor, "İşiniz çok mu zor?" diye. Çocuk, az önceki çalışanınkinden de büyük bir gülümsemeyle, bir yandan da soruya anlam veremiyormuş gibi cevap veriyor; "Hayır, bu iş biraz zor gibi görünebilir ama ben bunu yapmaktan çok zevk alıyorum." Duyduklarıma inanamıyorum. "Çok çalışıyoruz abla, üç kuruş para için bütün gün buradayız." gibi şikayetçi cevaplar beklerken böylesine pozitif bir tavır beni şaşırtıyor. "Keşke ben de işimle ilgili böyle hissedebilsem, ne kadar şanslılar." diye düşünürken, anlıyorum ki orası, engellilerin çalıştığı bir fabrika ve aslında bütün o konuşanlar da birer engelli. Sadece bir şeyler üretebildikleri ve işe yaradıklarını hissettikleri için bile çok mutlular. Bunlara ve çok daha fazlasına sahip olan bizler acaba mutlu olmak için daha ne olmasını bekliyoruz? Sanırım engellilerden öğrenmemiz gereken çok şey var.
7
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
1 yıl 3 ay 15 gün önce gönderdi.
|
Bilmeyenler için söylüyorum ben de dün akşam Mehmet Ali Birand 'tan öğrendim.Yıllardır 00:30 şeklinde ifade ettiğimiz saat aslında "24:30 yani 12 yarım" mış. Tüm itiraf ailesine bu önemli bilgiyi vermeyi ve kendisini "En Büyük Birand" tezahuratlarıyla magmaya göndermeyi borç bilirim.
1
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
1 yıl 3 ay 15 gün önce gönderdi.
|
4,5 aylık bebeğimi düşürüp ölümden dönmüş bir vaziyette evime geldiğimde evime gelip, "Hamileyim!" dedin ve henüz 2 yaşında bile olmayan kızına sarılıp, "Annecim de de bir teyzen görsün. Sarıl annene, canım de aşkım de yavrum. İyi ki doğurmuşum seni; doğuramayanlara nispet!" dedin. "Ne yaparsın; artık şansına küs. Uğraşıyorsun, olmuyor. Bu kaçıncı? Anne olamayacaksın anlaşılan." dedin. Yutkundum. "Git!" diyemedim. o halimle kendimi dışarı zor attım. Neden yaptın bunu hala anlamış değilim. Unutmadım, unutamıyorum. Sen benim en yakın dostumdun...
14
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
1 yıl 3 ay 15 gün önce gönderdi.
|
Yeşilköy'de bir özel hastanede geçirdiğim iki yılın ardından izlenimlerim: 1) Hastabakıcılar günde yaklaşık 100 YTL bahşiş alırlar. 2) Hastanede günde yaklaşık 400 bin YTL para toplanır; bu paranın sadece üç-beş bin YTL'si peşin; geri kalanı kredi kartıdır. 3) Mafya babaları peşin para verirler, bahşişte eli en açık olanları Drej Ali ve Arnavut Sami'dir. 4) Hastanede bahşiş rekoru Ali Şen'e aittir. 1989 yılında bir hizmetlinin maaşının 40 katını bahşiş olarak bırakmıştır. 5) Peker Açıkalın'ın rol yaptığından şüpheliyim, adam sivil hayatta da aynı. 6) Fatih Akyel cimridir, bir keresinde çocuğunun tedavisi sonucunda para üstü 2 YTL'yi 10 dakika beklemiştir. 7) Ambulans her zaman Cem Uzan'ın evine tedaviye gider ama ilgi alaka ikram hastanede dillere destandır. 8) Sabancı ailesi cimridir, bahşiş olarak havlu falan verirler. 9) Ali Avni Balkaner'in kardeşi çok iyi bir insan; prosedürle uğraşmamam için 3 bin YTL'yi sigortaya ödetmedi, cebinden ödedi. 10) Hakan Ünsal'ın ailesi acayip alçakgönüllü insanlar, eşi tam bir hanımefendi. 11) Kuşum Aydın rol yapıyor. 12) Ufuk Yıldırım ve Sonay Dikkaya çok sıcakkanlılar. 13) Ünlü kabadayı Oflu Osman öldüğünde hastaneye 200 kadar siyah Mercedes gelmişti. Vefat haberini sabaha kadar kimse söylemeye cesaret edemedi, sabah başhekim söyleyebildi. 14) Haluk Ulusoy kimseyle muhatap olmuyor. 15) Mustafa Sandal çok sıcak insan. 16) Devlet Bakanı Hüseyin Çelik oğlunun tedavisi sonrası parayı (imkan olmasına rağmen) devlete ödetmedi. 17) İbrahim Kutluay Ferrari'sini otoparkçılara teslim etmiyor.
3
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
|
|
1 yıl 3 ay 16 gün önce gönderdi.
|
Sabahları bin bir şirinlikle beni kaldırıyor. Tıraş olurken, giyinirken hayranlıkla beni izliyor sonra kapıdan uğurluyor. Ben yokken kıyafetlerimi kokluyor, yatağımda uyuyor. Akşamları kapıda karşılıyor, ben yemeden yemek yemiyor, kucağıma uzanıp benimle televizyon izliyor. Onunla ilgilenmem için yapmadığını bırakmıyor, tenimin kokusuna bayılıyor, asla benden ayrı yatmıyor. Her şey iyi güzel de bunları yapan ablamın kedisi değil de sevgilim olsaydı tam süper olacaktı.
3
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
1 yıl 3 ay 16 gün önce gönderdi.
|
17 Ağustos 1999 depreminde, depremden on saat sonra Gölcük'e ulaştık. Dumlupınar İlköğretim Okulu'nun üç bina yanında, bir enkazda çalışmaya başladık. Dram içinde dram yaşanıyordu her yerde. İkinci gün bile devlet yardımları birçok yere ulaşamamıştı. Kızılcahamamlı, pantolununda 99 yama olan bir amca eski model kamyonetinin arkasına evinde hanımına yaptırdığı bazlama, peynirli ve yumurtalı dürümleri, bahçesinden topladığı domatesleri, salatalıkları, biberleri alıp gelmişti. Ankara'ya dönüşümüzde o amcayı ve kurtarma çalışmalarını konuştuk. Vinçlerin az olduğunu, daha fazla vinç olsaydı daha fazla hayat kurtulabileceğini konuşurken Ankara'nın girişinde büyük bir firmaya ait iş makinalarının bulunduğu alanda duran onlarca vinci gördük. Amcanın pantolunundaki 99 yamanın fakirliğinin değil, gönül zenginliğinin, orada bomboş duran vinçlerinse sahiplerinin demirleşmiş kalplerinin göstergesi olduğunu anladık.
9
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
|
|
1 yıl 3 ay 16 gün önce gönderdi.
|
Üç yıldır Urfa'da öğretmenim. Bugün bahçede çocuklarla oynarken bir veli geldi. Yanında kendi çocuğu, belli ki az önce kavga etmiş, bahçede yakaladığı başka bir öğrenciyi tekme tokat dövüyor. Koşarak yanına gidiyorum, zor alıyorum öğrenciyi elinden. Dövdüğü çocuk arkamda, veli hala hakaretler ediyor, vurmaya çalışıyor. Baş edemeyeceğimi anlıyorum, çocuğu kaptığım gibi idareye koşuyorum dayak yemesini engellesinler diye. Ama anladığım kadarıyla veli hatırı sayılı kişilerden biri ki çocuk müdür odasında bir dayak daha yiyor. Sonra veli, müdürün odasından çıkıyor yüzünde kendinden emin bir ifadeyle dönüp bana, "Bahçede de vururum, sınıfta da vururum. Hatta gerekirse seni de vururum." diyor. Donakalıyorum, ağzıma bir kilit vuruluyor sanki; hiçbir şey söyleyemiyorum. İtirafım şu ki; beni tanıyan herkes, ailem, arkadaşlarım, akrabalarım hatta Urfa'da zor şartlarda öğretmenlik yaptığımı duyan herkes beni tebrik ediyor. Ben de hiçbir şey söyleyemiyorum. Memnunluk oyununu oynuyorum. Oysa buradan nefret ediyorum. Aşiretlerden, ağalardan, hatırı sayılır kişilerden, büyük insanlardan, diğer insanları aşağılayan, hor gören, tartaklayan, burayı kendi kurallarıyla yöneten herkesten! Buradaki öğrenciler için çok ama çok üzülmeme rağmen elime geçen ilk fırsatta kaçacağım bu Teksas gibi yerden.
12
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|