|
|
|
|
|
2 yıl 3 ay 16 gün önce gönderdi.
|
İntörnlüğümün ilk aylarında, diyalize girecek olan yaşlı bir teyzeye dahiliye asistanıyla kasıktan katater takarken, teyze birden yatağa yığıldı. Ben panikle "Abi ne oldu, yoksa öldü mü?" diye sordum. Asistan elindeki dosyayı karıştırdı, "Zaten dosyasında sayfası kalmamış." dedi ve odadan çıkarak diğer asistanı çağırdı. Ben donakalmış vaziyette, "Nasıl bu kadar duygusuz olabilir? Burada biri öldü, insan hiç mi etkilenmez?" diye kızmıştım. Yıllar geçti... Son nöbetimde bilinci kapalı yaşlı bir amca geldi. Tüm müdahalelerimize rağman kurtaramadık, amca ellerimizde öldü. Ben dışarı çıkıp oğluna baş sağlığı diledim. Sonra acil odasına geçip "Arkadaşlar hadi çay koyun da kahvaltı yapalım." dedim. Evet; sürekli hastalıklarla, acılarla, ölümlerle iç içe olunca, bütün bunlar insana gerçekten sıradan gelebiliyor ve insanı duygusuzlaştırabiliyormuş.
6
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
2 yıl 6 ay 1 gün önce gönderdi.
|
Okulların kapanmasına yakın dersler zaten aksadığı için öğrenciler hataneye rapor almaya gelirler. Polikiliniğe ilk giren öğrenciye ''Şikayetin nedir?''dedim, ''Başım dönüyor.'' dedi. ''Sağa mı, sola mı?'' dedim, ''Sağa'' dedi; 3 günlük rapor verdim. 2. öğrenciye şikayetini sordum ''Başım ağrıyor'' dedi. ''Haberlerden önce mi, sonra mı?'' dedim, ''Sonra'' dedi; 3 günlük rapor verdim. 3. gelen öğrenciye ''Ne şikayetin var?'' dedim, hemen ''Ben rapor almaya geldim.'' dedi. ''Afferin sana!'' dedim ve 5 günlük rapor verdim.
0
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|