|
|
|
|
|
2 yıl 6 ay 6 gün önce gönderdi.
|
Küçükken maddi durumumuz o kadar kötüydü ki; öğretmenime hiç hediye alamamıştım. Bir de, bu sanki hataymış ve ben de suç işlemişim gibi kendimi kötü hissettiren, sadece hediye alanlarla tokalaşan, öpüşen bir ilkokul öğretmenim vardı. İsmini hala hatırlıyorum ve aklıma geldikçe gözlerim doluyor. Yıllar geçti ve ben de bir öğretmen oldum. Bu yıl 3. kez öğretmenler günüm kutlandı ve ben bu 3 senedir, hep ilkokul öğretmenimi hatırladım ve öğrencilerimden birini bile üzmemek için hediye olayına yasak getirdim. Yine de getirmişlerdi; ancak ben önce hediyesiz öğrencilerimle tokalaştım, öptüm ve onlara şeker, kolonya ikram ettim. Ama Türkan öğretmenim, yine de çocuk kalbimde açtığınız yarayı hala kapatamadım, kapatamıyorum.
10
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
|
|
2 yıl 6 ay 6 gün önce gönderdi.
|
Tüm sosyal alanlarda tamamen doğal halimle, hiçbir gayret göstermeden gayet karizma ve ciddi tavırlar sergileyen ben, eve geldiğimde sevgilime çocuk sesiyle ağlama numarası yapıp beni emzirmesini istiyorum. Emziriyor, susuyorum, mutlu oluyoruz. Sanırım dışarıdan fark edilmeyen bir şefkat ihtiyacım var.
1
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
2 yıl 6 ay 6 gün önce gönderdi.
|
Sevgiliyken ayrı şehirlerdeydik, ayda bir yanıma gelirdi ve ben her ay şafak sayar gibi geleceği günü sayardım. Daha sonra nişanlanacağımız günü saymaya başladım. Daha sonra düğünü... Ve evlendikten sonra kardeşimle telefonda konuşurken, laf arasında "20 günlük evlisiniz." dedi. "20 değil, 24." dedim. "Abla sen manyak mısın? Hadi evlenmeden önce sayıyordun, şimdi de evli geçirdiğin günleri mi sayıyorsun?" dedi. Bir an kendime geldim. Hakikaten yaa, ben niye sayıyorum hala?
2
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
|
|
2 yıl 6 ay 6 gün önce gönderdi.
|
Annem çalıştığı için bana babaannem ve büyükbabam baktı. Sükunet ve huzurun hakim olduğu sabun kokulu bir evdi. Bembeyaz kolalı örtülerin serili olduğu bir masada üçümüz gülüşerek yemek yer, benim okula başlayacağım günlere dair hayaller kurardık. Sedirli bir odada tatlı öğlen uykularına dalardım, uyandığımda büyükbabamın süprizlerini görürdüm. Büyükbabam İstanbul'a gittiğinde kutu içinde bebekler getirirdi. Tüm dünyaları bendim, sorularıma büyük bir sabırla cevap verir, asla sıkılmazlardı. Bu iki güzel insan elele verip bana öyle güzel bir çocukluk yaşattılar ki, annem ve babam bile bunu başaramadı. Sevgi, saygı, huzur ve sabun kokusu; işte benim çocukluğum.
6
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
2 yıl 6 ay 6 gün önce gönderdi.
|
Sabaha karşı yan komşudan gelen gürültüyle uyanıyoruz. Annem elinde bir sopayla hışımla odaya dalıyor, yatağın üzerine çıkıp tavana yakın bir yerden duvara vurmaya başlıyor. Gece gece başını belaya sokamazmış, üst kattakiler vuruyor zannetsinlermiş! Haklıyız, tepkiliyiz, biraz da korkağız galiba.
2
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
2 yıl 6 ay 6 gün önce gönderdi.
|
Gecenin geç saati olduğunda, buradaki belediye otobüsleri minibüs şeklindedir. Geçen gece böyle bir otobüse bindim. Sonrası mı? Sonrası yok. Bir an kendimi Türkiye'de bir dolmuşta sandım ve çok mutlu oldum. "İnecek var!" diye bağırmak geldi içimden.
0
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
2 yıl 6 ay 7 gün önce gönderdi.
|
Evlendiklerinde babam on sekiz, annem on altı yaşındaymış. Babam ilkokul, annem ortaokul mezunuymuş. Babamın desteği ile annem liseyi dışardan bitirmiş. Daha sonra üniversite sınavına girerek Marmara Üniversitesi'ni kazanmış ve beraber İstanbul’a taşınmışlar. Babam işe girerek evin geçimini sağlamış; bir taraftan da yemek, temizlik gibi günlük işleri üstlenmiş. Annem de okula gitmiş, ders çalışmış. Daha sonra ben dünyaya gelmişim. Benim tüm bakımımla babam ilgilenmiş. Annem mezun olup da öğretmenliğe başlayınca, ilk iş olarak altı aylık beni ve babamı terkmiş. Annemi hiç merak etmedim, içimde ona dair özlem de yok. İsteseydim bulurdum ama istek de yoktu. Geçen yıl ortaya çıktı. Atlı aylıkken bıraktığı ve otuz bir yıl hiç aramadığı kızını görmek için. Canım babamın ısrarıyla iki defa görüşmek zorunda kaldım. Her cümlesi; kendini aklamaya, babamı karalamaya yönelikti. O zaman sustum ve tek kelime etmedim sana, çünkü değmezdi, değmezdin. Buradan sen ve cümle alem duysun; babam yokluğunda değil seni karalamak, kötü tek kelime etmedi senin için. Hep saygıyla andı seni. O iki görüşmeye de babam zorla gönderdi beni. Ama onun ısrarları da seni kabullenmeme, sevmeme yetmedi.
2
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|