|
|
|
|
|
3 ay 19 gün önce gönderdi.
|
Bir alkış da "Mektup yazacaktım ama Fen ve Teknoloji öğretmeni olduğunuz için mail attım." diyerek aşk mektubu yerine aşk mail'i atan, mail'ine sürekli fen çalıştığını ve bu durumu görmezden gelmemem gerektiğini de eklemeyi unutmayan, mail'in sonunda "Size aşığım ama yine de sen bilirsiniz." yazan küçük öğrencime lütfen. Benim öğrencilerim çok zekidir, çok. Bir de Türkçe öğretmeni iyi olsa uçacak çocuğum. Harcanıyor bu sıralarda...
1
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
3 ay 19 gün önce gönderdi.
|
İş yerimizden ayrılacak olan bir arkadaş için düzenlenen veda yemeğinde annesinin ağladığını gören ve duruma çok üzülen küçük kız babasından onu mutlu etmek için yardım istedi. "Hani geçen akşam mutfakta annemin poposunu gıdıklıyordun ya, bir daha yapsana, yine gülsün o da..."
2
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
|
|
3 ay 22 gün önce gönderdi.
|
Yaklaşık bir senedir yurtdışında okuyorum ve bu bir senenin sonunda fark ettim ki en iyi anlaştığım, en yakın olduğum, hatta beraber iyi vakit geçirmenin de ötesinde dost diyebileceğim bütün arkadaşlarım Yunan. Bir akşam onlarla bu konuyu konuştuğumda onlar için de durumun aynı olduğunu söylediler. Madem böyle, biz ne diye hala kedi köpek gibi birbirimizi yiyiyoruz çözemedim.
8
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
3 ay 25 gün önce gönderdi.
|
Kızım olmayacak bir şey istedi. "Olmaz." dedik. Israr etti, ağlamaya başladı (en büyük silahlarıdır çocukların). Karşıma aldım, "gel konuşalım kızım." dedim. Yüzünü ekşitti, "Olmaz, bana ne!" diye kaçtı. Peşinden gittim, "Neden konuşmuyoruz bakayım?" dedim. Cevabı beni kahkalara boğdu. "Ama baba, konuşunca hep sen haklı çıkıyorsun!"
7
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
3 ay 27 gün önce gönderdi.
|
10 yıl önce ayrıldığım sevgilimi ne yazık ki hala unutamadım. Defalarca ona mektup yazdım. Her seferinde de vermekten vazgeçtim, sakladım. Sonra bir daha, bir daha... Her seferinde üzerine yeni satırlar ekleyerek bir önceki mektupla beraber yeni bir zarfa koydum. Şu an iç içe geçmiş sekiz zarf var. O evlendi. İlk beş yılda iki çocuk sahibi oldu. Arasıra aradım, hatrını sordum. Bayramlaştım. Doğum günlerini kutladım sanki eski bir dost gibi... Ama hiç aşkımdan bahsetmedim, hiç rahatsız etmedim. Kocasından ne kadar memnun olduğundan söz ettikçe içim kan ağladı. "Aman aman, Allah mesut etsin." demekle kan kustum kızılcık şerbeti diye. Geçenlerde bir kaza geçirdiğimde 10 yıldır iş çantamdan ayrmadığım sekiz mektup aklıma geldi. Ya o kazada paramparça olsaydım, eşyalarım yollara saçılsaydı? Ben o satırlarda yazanları kendisine söylemeden ölürsem gözüm açık gider diye dokuzuncu ve son mektubumu da yazarak evinin posta kutusuna attım, cep telefonuna da zarfı alması için mesaj bıraktım. Ertesi gün aldığım cevap "Ben de seni çok seviyorum ama..." oldu. Keşke öyle olmasaydı, keşke aşkım karşılıksız olsaydı. O zaman kendimi avutmam daha kolay olurdu. Şimdi bu devirde böylesine bir aşkı tadıp, karşılığını da görüp birlikte olamamak çok acı veriyor. Yaşasam ne, yaşamasam ne? İşim iyi olsa, iyi para kazansam ne, kazanmasam ne? Ne için yaşıyoruz?
15
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|