19 Temmuz 2008 Cumartesi
|
|
|
|
|
|
4 ay 23 gün önce gönderdi.
|
Uzun zamandır görüşmediğim kız arkadaşımla konuşmak için evine telefon ettim; babaannesi açtı. Ben de ''Teyze ben Ayşe, nasılsın? Fatma nasıl, diğer kızlar (ablaları) nasıl? Evlenmediler mi daha?'' dedim. Teyzeden gelen cevapla kendimi yere attım. ''Yok kızım, hiçbiri ere (kocaya) gitmiyo, eve .m kokusundan girilmiyo valla!'' Kapatıyorum teyze telefonu, görüşmeyelim...
7
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
|
|
5 ay 23 gün önce gönderdi.
|
miaji'yi okuyunca konuya bir erkek yorumu gerektiğini düşündüm. 1) Kadınlar romantik, dugusal, düşünceli ve pahalı hediyeleri kalabalık ortamlarda almayı çok severler. 2) Kadınlar romantik, duygusal, düşünceli hediyeleri baş başayken aldıklarında çok güzel sevinmiş taklidi yaparlar. 3) Kadınlar romantik, duygusal, düşünceli hediyeleri, özel olmayan günlerde yani süpriz olduklarında severler. 4) Kadınlar isminden oluşan pastalar, mevsimi olmamasına rağmen çok sevdiği için bulduğunuz çiçekler, adına yazdığınız şiirin sürpriz bir şekilde ortaya çıkması gibi, erkeğin genellikle sevdiği, önem vediği insanlara yapabileceği şeyleri kolaycılık olarak algılarlar. 4) Kadınlar parfüm, gecelik, iç çamaşırı, özellikle jartiyer, tanga gibi hediyeleri kendileri için değil kendiniz için aldığınızı düşünürler. 5) Kadınlar içine not koyduğunuz çikolata, kazak, etek gibi hediyeleri son anda alınmış durum kurtaran hediye olarak algılarlar. Erkek itirafçıların şimdiye kadar çözmüş olacağı gibi bir kadına alınabilecek en risksiz, her koşulda mutlu olacağı tek hediye türü, pahalı ve pahalı olduğu herkes tarafından anlaşılabilecek hediyedir. Kalabalık ortamlarda verilirse sevinç ikiye katlanır ama sevincini belli etme yarıya düşer. Çünkü pahalı hediyeye sevinmiş görünmemek gerekir ve imaj her şeydir.
12
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
|
|
5 ay 26 gün önce gönderdi.
|
Sevgili Nigar Hoca; önce yüzünü sivilceler basmaya başladı sonra o seksi topuklu ayakkabılarını çıkarttın; sana iki numara büyük geldiği her halinden belli olan o spor ayakkabıları giymeye başladın. Etekler, içine string giyilmiş dar pantolonlar içinde seni ancak rüyamızda görür olduk. İşin tek güzel yanı artık sınıfta dolaşmıyor hep masanda oturuyor olman. Eskiden sınıfa coşkuyla gelen bizler birer enkazız sayende, ayaklarımız geri geri gidiyor. Büyülü bahçe olman bütün büyünü bozdu. Senin derslerinin olduğu günlerin gecesinde toplanıp bizde içiyoruz... Eğer evde de böyleysen enişte bey de Salı geceleri bize takılabilir, kapımız sonuna kadar açık...
16
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
6 ay 6 gün önce gönderdi.
|
Çocukluğumdan beri kadın iç çamaşırları ve külotlu çorap giymeye bayılıyorum. Şu anda evliyim ve karımın de bu konudan haberi var, artık iç çamaşırı ve çorap alırken ikişer tane alıyoruz ve ortak giyiyoruz. En sevdiğim de jartiyerli büstiyer takımları. Biz böyle mutluyuz.
20
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
6 ay 17 gün önce gönderdi.
|
Boşalmakta zorlanan "eski" sevgilim, mazeret olarak "Daha dün akşam bir kızla beraberdim, bitirdi beni, ondan böyle oldu" dedi. Yorgunluktan beynine kan mı gitmedi, basireti mi bağlandı anlamadım ama bir de anlayış bekliyor beyzade; neymiş efendim, bana dürüst davranmış, dürüst olmak hata mıymış... Hata canım, sen komple hatasın...
14
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
7 ay 2 gün önce gönderdi.
|
Etrafımdaki hemcinslerimin hemen hepsi cinsel tercihimi duyduğu anda benimle bir daha görüşmemek için gayret sarfediyor! Ailem bu tercihimi duyduğundan beri bana kızıyor. Şimdi soruyorum size. Bu memlekette düğünlerde çocuklarını kız kıza dans ettiren aileler varken, çocuklarına en ufak bir cinsel eğitim vermeyip de televizyonda gördükleri şeylerden gaza gelen çocuklarını her şeye rağmen gece aynı yatakta veya gündüz aynı evde yalnız bırakıp aralarında oyun(!) amaçlı merak gidermeye yönelik denemeler yapmaya iterken, küçücük çocuklar büyük akrabalarından ya da yolda sokakta orada burada herhangi bir yurdum erkeğinden tacize uğrarken neredeydiniz? Televizyon karşısına geçip meşhur bir yarışmada yarışmacı şarkı söylerken iki kadın dans edince onu izleyip kanal değiştirmeyen sizsiniz! Ve yine milyonlar sabah programlarında veya yarışma programlarında eşcinselliği her halinden belli ünlülerle, cinsiyet değiştirmiş sanatçılarla dolu değil mi? Onları alkışlıyor, seyrediyorsunuz da benim tercihim neden yanlış oluyor bunu bana açıklar mısınız?
9
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
7 ay 4 gün önce gönderdi.
|
Arkadaşımla birlikte alışveriş yaptığım mağazaya gelen ve erkek reyonunu kastederek, "Erkekler ne tarafta acaba?" diye soran iki güzel kıza "Buradayız hanımefendi!" demem bence gayet komikti. Niye o kadar bozuldular anlamadım.
9
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
7 ay 17 gün önce gönderdi.
|
touristica 'ya atfen. Üniversitede öğreniciyken, ben de Beyoğlu' nda bir sinema gişesinde çalışırdım. "16:45 seansı kaçta başlıyor?" "Yerim en arkanın arkası olsun." (nasıl yanı makine dairesinde mi olsun?), "Film de yılan var mı?" (fobisi olan izleyici) diye soran yurdum insanı neyse de, matine başladıktan on dakika sonra telaşla gişeye gelip bilet alan ve "Sakin olun canım, söyleyin makiniste sizin için makarayı geri sarıversin" espirisini ciddiye alıp salonda fılmi başa sardırmak için çıngar çıkartan genç kızı hala tebessümle hatırlarım. Kayıp Çocuklar Şehri' ni beğenmeyip "Siz seyirciyi aptal mı sanıyorsunuz, bu ne biçim film, utanmıyor musunuz böyle saçma salak filmleri göstermeye, ben avukatım, cahil değilim. Böyle rezil bir film görmedim!" diye bağırıp delicesine kaçan orta yaşlı teyzeyi unutamam. Haa bir de benden bilet alıp sinemayla aynı adlı ...... (Palas ) otele gidip salonu arayan, bulamayınca da gelip bana hakaretler yağdırıp salonun yerini neden tarif etmediğimi soran teyzeler vardı. En kolay seyirci müdavimlerdir, ne istediklerini bilirsiniz. Arka mı, sıra başı mı, klimaya uzak mı... Festival izleyicilerinin bir bölümü bütün bır yıl filme gitmeyip, aha da festival başladı sinemaya gideyim deyip, haldır huldur gunde 4- 5 film görüp gözleri kan çanağına dönene kadar izler, fılmlerin çoğunu sonradan hatırlamaz bile. Bir kısmı tutkuludur, film başladıktan sonra içeri alınmazsa kıvranır, yerlere oturup beni illa da içeri alın diye inler. Çoğunluğu titizdir, salonda çıt çıksın istemez. En şaşkınları da yağmur yağınca sinemaya sığınan müşteridir ki biz gişeciler bunlara 'ördek' deriz. Bayram izleyicisini sormayın hele, rastgele... Ne çıkarsa bahtına. Seçici değildir. Bu arada gişecinin görevi yalnızca bilet satmak değildir, buna kesinlike katılmıyorum. Bursa 'dan arayıp orada ne oydağını soranına bile elimden geldiğince yardımcı olurdum. Bir keresinde telefonda bir adam Hülya Koçyiğit'in Kurbağalar filmini sormuştu da cevaplamıştım. Neden sorduğunu merak ettim, meğer bulmaca çözüyormuş garibim. Bazısıyla, zaman zaman film kritikleri yapardık, hangisinin hangi filmden hoşlanacağını bilir, naçizane tavsiyelerimle gerektiğinde onları başka sinemalardaki fılmlere de yönlendirdiğim olurdu. Patronlarım bundan raharsız olmazdı. Hatta bazıları yurtdışı seyahatlerinde bile beni hatırlar, getirdikleri küçük hediyelerle bana teşekkür ederlerdi. İçlerınde hala görüştüğüm dostlarım bile var. Güzel meslektir gişecilik, severek ve layıkıyle yapılırsa.
7
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|