|
|
|
|
|
2 ay 26 gün önce gönderdi.
|
Yıllar evvel, kızım üç-dört yaşlarında, doktor muayenehanesinde sıra bekliyoruz. Ortam kalabalık, mekan dar. Kızım yaşının verdiği tüm enerji ve merakla bir saniye bile oturmuyor, oradan oraya koşuşturup duruyor, beni yoruyor, kontrol etmekte zorlanıyorum. Köşede, geldiğimizden beri annesinin kucağından hiç kalkmayan, kızımla aynı yaşlarda, dünya güzeli bir erkek çocuk takılıyor gözüme. Kızımın elinden tutup yanlarına gidiyorum. "Bak kızım, kardeş ne güzel hiç annesini üzmüyor, uslu uslu oturuyor yerinde" diyorum. Anneden gelen cevap kendimde, kızımın bir ömür yapacağı yaramazlıklara dayanacak gücü bulmama sebep oluyor. "O yürüyemiyor ki teyzesi. Onun için buradayız zaten"
4
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
|
|
2 ay 26 gün önce gönderdi.
|
Üniversitedeki hocalarımdan birinin karikatürünü çizip bir sitede yayınlattıktan sonra, hocanın sınıfa gelip "Arkadaşlar bir karikatürümü gördüm. Çok güzel, çok hoşuma gitti. Böyle yeteneklerin aramızda olmasına çok sevindim ve bunun için benim seçilmem de çok gurur verici ama çok merak ediyorum bu arkadaşımız kim?" sözlerine kanıp atlayan ve o dersten bırakılan akılsız da bendeniz olur.
5
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
2 ay 26 gün önce gönderdi.
|
Uzun yıllar zevkle tükettiğim "Kesmece Karpuz"un aslında Adana'nın veya benzeri bir ilimizin Kesmece ilçesinin dünya çapında nam yapmış meşhur bir ürünü olmadığını öğrendiğim an kahrolmuştum, zira yaşım böyle bir hatayı kabul eder nicelikte değildi.
5
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
2 ay 26 gün önce gönderdi.
|
Uzun uğraşları sonucu göbeği eriyen ama tartıda sadece 2 kilo vermiş olduğunu gören annem çok mantıklı(!) bir yorum yapıyor: "Benim göbeğimdeki kilolar bacaklarıma mı indi acaba?" Bacaklarından da yere sızar sen merak etme anneciğim.
2
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
2 ay 26 gün önce gönderdi.
|
10 yıl önce ayrıldığım sevgilimi ne yazık ki hala unutamadım. Defalarca ona mektup yazdım. Her seferinde de vermekten vazgeçtim, sakladım. Sonra bir daha, bir daha... Her seferinde üzerine yeni satırlar ekleyerek bir önceki mektupla beraber yeni bir zarfa koydum. Şu an iç içe geçmiş sekiz zarf var. O evlendi. İlk beş yılda iki çocuk sahibi oldu. Arasıra aradım, hatrını sordum. Bayramlaştım. Doğum günlerini kutladım sanki eski bir dost gibi... Ama hiç aşkımdan bahsetmedim, hiç rahatsız etmedim. Kocasından ne kadar memnun olduğundan söz ettikçe içim kan ağladı. "Aman aman, Allah mesut etsin." demekle kan kustum kızılcık şerbeti diye. Geçenlerde bir kaza geçirdiğimde 10 yıldır iş çantamdan ayrmadığım sekiz mektup aklıma geldi. Ya o kazada paramparça olsaydım, eşyalarım yollara saçılsaydı? Ben o satırlarda yazanları kendisine söylemeden ölürsem gözüm açık gider diye dokuzuncu ve son mektubumu da yazarak evinin posta kutusuna attım, cep telefonuna da zarfı alması için mesaj bıraktım. Ertesi gün aldığım cevap "Ben de seni çok seviyorum ama..." oldu. Keşke öyle olmasaydı, keşke aşkım karşılıksız olsaydı. O zaman kendimi avutmam daha kolay olurdu. Şimdi bu devirde böylesine bir aşkı tadıp, karşılığını da görüp birlikte olamamak çok acı veriyor. Yaşasam ne, yaşamasam ne? İşim iyi olsa, iyi para kazansam ne, kazanmasam ne? Ne için yaşıyoruz?
15
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
2 ay 26 gün önce gönderdi.
|
Kanım damarlarıma, kalbim göğüs kafesime, beynim kafatasıma sığmakta zorlanıyor. Ellerim ayaklarım uyuşuyor, gözlerim dalıp gidiyor uzaklara. Yok yok, aşık falan değilim; hele hasta hiç değilim. Sadece alkolü bırakmaya çalışıyorum. Hadi hayırlısı bakalım...
6
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
2 ay 26 gün önce gönderdi.
|
Kundaktayken; annem üzerimde duran bir akrep bulmuş, ama akrep bana zarar vermemiş. 5 yaşında; havuza düşmüşüm, yaklaşık 5 dakika sonra farkedip çıkarmışlar. 16 yaşında; ayağımın dibinden yaklaşık 100 km hızla bir araba geçip, beni sadece serinletti. 17 yaşında; içinde sadece ben ve servis şoförümüzün olduğu minibüs, ben indikten hemen sonra kaza yaptı ve şoför öldü. 18 yaşında; ağır, ölümcül bir hastalıktan ölecek diye beklerlerken, ben doktorların şaşkın bakışları arasında iyileştim. 26 yaşında; bir kazadan dolayı çok kan kaybettim, bayılmışım ama ölmedim. Dokuz canlıyım galiba....
10
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
2 ay 26 gün önce gönderdi.
|
Liseye giderken, neredeyse birlikte büyüdüğümüz bir kedim vardı, ismi Osman'dı. Sarı-beyaz tüyleri vardı ve çok güzel bir kediydi. 12 Eylül'den bir süre sonra, ben siyasi şubeye girdiğimde uzun süre herkesle bağlantım kesildi ve ben de herkes gibi işkenceden payımı aldım. İşkence yapanların; bazen gülmek için, koridorda dolaşan bir kediye dahi elektrik verdiklerini görünce içimden geçenleri bir ben bilirim. Annemi ilk gördüğümde Osman'ı sordum. Sadece "İyi" dedi ve konuyu değiştirdi. Konuşmaları dinleyenler, gözlerim bağlı bir şekilde beni bir odaya alarak dayak atmaya başladılar. "Kim lan bu Osman, örgüt liderin mi? Çabuk adresini ver!" diye sorguya çekmeye başladılar. "Osman benim kedim" demedim, sadece sustum. Sonra cezaevi süreci derken, nihayet tahliye oldum. Hemen Osman'ı aradı gözlerim. Annem sonunda gerçeği açıklamak zorunda kaldı. Günlerce beni aramış Osman. Anneme soran gözlerle bakmış, annemin her gün ağladığını ve beni hala ortalarda göremeyince birşeylerin yolunda gitmediğini anlamış. Ve merdiven altına yerleşerek, günlerce ağlama sesleri çıkararak, hiçbirşey yemeden ölene kadar orada kalmış. Osman intihar etmiş. Suçluluk duygusu, acı ve çaresizlik içinde günlerce uyuyamadım. Bir daha hiç bir kediye yaklaşmadım, sevmedim. Özür dilerim Osman...
13
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|