27 Mayıs 2012 Pazar
|
|
|
|
|
|
5 yıl 9 ay 24 gün önce gönderdi.
|
Modern psikolojinin öncülerinden Sigmund Freud 'kadınlar ne ister' sorusunu Türk kadınlarını tanıdıktan sonra sorabilir miydi acaba? Hiç sanmıyorum! Meslekten isfita eder, kendini içkiye vurur ve Türk erkeğinin hayatının anlamını sorgulardı!
1
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
5 yıl 11 ay 1 gün önce gönderdi.
|
Mekanlara akarız, kaçamaklar yaparız hayali ile karılarımızı yazlığa gönderdik. Sonra da, bütün hafta boyunca, parmaklarımız yara olana kadar gitar çaldık. Ya biz gerçekten herkesin arayıp da bulamadığı ideal kocalarız ya da salağız galiba ya...
1
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
|
|
6 yıl 2 ay 20 gün önce gönderdi.
|
Eşimle tanıştığımızda o nişanlı idi. Biliyorum çok kötü bir şey ama ilgisine ve etrafımda pervane olmasına kayıtsız kalamadım. Sonuçta nikah salonuna girerken yanındaki gelin bendim. Başta ailesi ve yakın çevresi olmak üzere herkes şoktaydı. Bana cephe almışlardı. Yıllar içerisinde bu önyargı değişti. Herkesin sevgisini kazandım. Tek kişi hariç. Sevgili kayınvalidem. Nasıl olur da oğlu doktor kızı bırakıp o sıralarda hem öğrenci hem de ahım şahım bir mesleği olmayan bir kızla evlenebilirdi! Nikahımızda tebrik etmek için yanımıza geldiğinde öpmek bahanesi ile kulağıma eğildi, "Burada herkes melek kadar güzel bir gelin görebilir ama ben sadece fırsatçı bir cadı görüyorum" dedi. Makyajım akmasın diye ağlayamadım. O kadar yıl geçti, ne kayınvalidemin kini değişti ne de benim o anki hislerim.
1
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
6 yıl 3 ay 10 gün önce gönderdi.
|
Neredeyse orta yaşa gelmiş, kariyer yapmış ve hala özel hayatını düzene sokamamış ve hala hiçbir erkekle beraber olmamış biri iken nasıl olduysa hiç olmadık birisine evet dedim. Güzel bir beraberlikti. Kısa bir süre sonra hamile kaldığımı öğrendiğimde ne yapacağımı bilemedim. Ağlayarak onu aradım. "Aldırmamız lazım" dedi. Birkaç doktor ile görüştükten sonra yapayalnız hastaneye gittim. Parasını ödedim, "Hazırım" dedim ama hiç mi hiç hazır değildim. O esnada tansiyonum çok düşmüş. Doktorum işleme hiç başlamamış. Dört gün sonra kontrol için gittiğimde öğrendim. Şaşkınlık mı sevinç mi bilemedim. Babası bebeği aldırdığımı sanıyordu. Ona söylemedim. Kısa bir zaman sonra ayrıldık. Bir daha da görüşmedik. Bu olayı ailemle de paylaşmadım. Türkiye'ye döneli dört yıl olmuştu. Çok da adapte olamamıştım. Tekrar buraya döndüm. Eski muhitime yerleştim, eski işime başladım, eski dostlarım zaten yanımdaydılar. Geçen ay ailemi davet edip durumu anlattım. Önce sessizlik ve sonrasında tebrik yağmuru. Üç hafta erken olmak üzere geçen hafta kızımı dünyaya getirdim. Dünya tatlısı ve tıpkı bana benziyor. Kızım için üzüldüğüm şey, babasını hiç bilmeyecek. Babası ise böyle bir güzellikten mahrum kalacak. İmkanlarımı sonuna kadar zorlayarak onu en iyi şekilde yetiştireceğim. Babası günün birinde bir kızı olduğunu öğrenir mi, öğrenmez mi bilemem fakat şu bir gerçek; isterim ki öğrensin ve hayatının ondan sonraki kısmı ıstırap olsun. Asla yüzünü göstermeyeceğim. O benim! Sana olan sperm borcumu da dünyanın bir ucunda, sekiz ay gece gündüz ağlayarak, içim parçalanarak ve yapayalnız, duvarlara konuşarak ödedim. Tanrı'dan başka kimseye borcum yok. Yaptığım günah ise Tanrım beni affetsin.
1
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
6 yıl 4 ay 15 gün önce gönderdi.
|
Yirmi altı yaşında evlendim. Çok geçmeden anlaşıldı ki eşim cinsellikten hoşlanmıyor. Terapi, psikiyatrist, doktor, ilaç; çare bulamadık. Kaderimize razı, kardeş olduk kaldık. Ama gencim, zıpkın gibiyim. Bir taraftan iş yerinde, sosyal hayatta etrafım karşı cinsle dolu; diğer yandan harama uçkur çözmeyeyim, eşime saygısızlık olmasın derdindeyim. Kapana kısıldım kaldım. Dile kolay tam yedi sene. Yedinci senede çaresiz ufak ufak edepsizliği ele alıp başladım kaçamaklara. Başladım da kendimi suçlu hissediyorum. Baktım olmayacak, boşandık. Boşanır boşanmaz bende kaytanlar koptu. Otomatik topa dönmüşüm. Allah Allah! Karşı cinsten kaçana, uçana, koşana sefer açmışım. Seri ateşleme halindeyim. Cephane sorunu yok; yedi senelik stok var ne de olsa. Üç sene bu minvalde geçti. Baktım işin sonu yok; seri ateşlemeler sırasında ya birinin kocası tepeleyecek, ya hastalık kapıp namluyu çatlatacağız. Bari tövbekar olayım, tekrar evlenip düzgün hayata döneyim dedim. Uzatmayalım evlendim. Heyhat, hayatımın en büyük ironisi ile karşılaştım. Ben ne denli mazbut hayat yaşıyorsam eşim o derece şüpheci çıktı. En ufak bir edepsizliğim olmadığı halde kendisini aldattığım şüphesi onda bir takıntı haline geldi. Yine terapi, doktor, ilaç; mümkünü yok, şüphelerine inanmış bir kere. Her gün bir kıskançlık krizi, hayat zehir. Evlendikten altı ay sonra can havliyle evden kaçtım. Bir iki ay sonra boşandık. Beş altı ay kendi başıma mazbut halimi devam ettirdim lakin yaş cinsi latiften uzak kalmak için çok erken. Topu çıkardık çaresiz ortaya, başladık atışa. Karşı cinse açtık yine cihadımızı. Mevzileri düşürüyoruz, siperlere giriyoruz, zaferlere koşuyoruz. Bakalım halimiz nice olacak? Efendi gibi yaşamak isteyen adamdan kader bazen böyle zamparalar yaratabiliyor.
1
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
7 yıl 2 ay 26 gün önce gönderdi.
|
Şarkılardaki Türk izlerine ilaveten. Seksenlerde "The Nails" diye bir grup vardı. Basit klavye akorlarının üzerine konuşur gibi şarkı söylerlerdi. Bunların en ünlüsü de 88 Lines about 44 Women diye uzun mu uzun bir parçaydı. Yani "44 kadına dair 88 dize". Her satırında bir kadın ismi zikredilip sonra da ona ilişkin bir cümle ediliyordu. İşte bu şarkının 31. satırında Türk izi var. Diyor ki solist, "Tanya, Türk kızı, deri çizmelerini giyip sevişmekten hoşlanırdı".
1
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
7 yıl 7 ay 7 gün önce gönderdi.
|
Kadir Gecesi 6 yaşındaki oğluma dua etmesini, bu gecenin çok hayırlı olduğunu, dualarını Allah'ın bu gece mutlaka kabul edeceğini söyledim. İşte duası: "Allahcığım, anneme çok maaşlı bi iş, çok iyi bi koca, son model bi araba ve ev, bana da dişleri çürütmeyen şekerler, akülü araba, izci çadırı ver. Yalvarmamı istersen onu da yaparız be!" Gördüğünüz üzere oğlum iyi bir evlat olma yolunda hızla ilerliyor.
1
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
7 yıl 8 ay 15 gün önce gönderdi.
|
Beş sene önce bugün, SiteSahibi'nin aklında binbir fikir birbirini çiğneye çiğneye dolanıyor, hepsi de gri hücrelerden sıyrılıp hayata geçmek için birbirinin kuyusunu kazıyordu. Bunlardan biri; ne yazık ki en hayatımızı karartacak olanı, en paranoya duygusuyla tanıştıracak olanı, eşimize, oğlumuza, sevgilimize, üst kattaki Rıza Abi'ye, kaportacı Melik Usta'ya, Eczacı Sezen Hanım'a artık başka gözle baktıracak olanı sıyrıldı aradan. Uzun zamandır İnternet'e uygun bir fikir peşinde koşan SiteSahibi, sabahın 4'ünde, uykuyla uyanıklık arasında tanıştı onunla. O, sabahları saati 1000 kere çaldıran uyuz herif, Allahtan iyi fikri gözünden tanıyacak kadar hayat bilgisi sahibiydi de bu kez yataktan saatin zııır'ı olmadan fırladı, İnternet'e bağlandı, browser'ı açtı, adres alanına www.networksolutions.com, gelen sayfadaki domain check kutusuna da itiraf.com yazdı. Bingo! Domain boştu, fikir hoştu, uykusuz kalma endişesi boştu. SiteSahibi hayatının atraksiyonunu yaptı ve itiraf.com adını 70 doları bastırıp satın aldı. Sabah 6'da ilk tasarım hazırdı bile: Sol üstte masum bir bebek, (ki Ersan'ın bizzat iki buçuk aylık halidir) altında da içeriği özetleyen bir slogan: "itiraf.com: itiraf edin, rahatlayın!" 20 Ekim 1999. Sabah 04. Sitenin burcu terazi, yükseleni akrep. Dengeleri bozduğu yetmiyormuş gibi bir de zehirini, biz pembe gözlüklerle dolaşan saf-i salakların ense köküne akıttı. Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktı. O sabah İstanbul'a en paranoyak haliyle doğdu Güneş. Vay be, vay be, vay beee bir ruh hali: Meğer neler oluyormuş da haberimiz yokmuş. Vay be, vay be, vay beee bir rahatlama: Yalnız değilmişim. Benim yaşadıklarımın aynısını yaşayanlar da varmış. Vay be, vay be, vay bee bir şaşkınlık ve sevinç durumu: itiraf.com BEŞ YAŞINDA!
4
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
7 yıl 11 ay 23 gün önce gönderdi.
|
Telefonumu değiştirmeye karar verdim. İşim nedeniyle sık seyahat ettiğim için alacağım telefonun bataryasının uzun gitmesi ve çekimi iyi olması gerekiyor. "Nokia 6310i" biçilmiş kaftan dediler. Ama bir tane bulamadım. Nedenini öğrendiğimde ise şok geçirdim. Kurtlar Vadisi'ndeki Polat "6310i" kullandığı için piyasada telefon kalmamış!
1
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|