|
|
|
|
|
7 yıl 5 ay 15 gün önce gönderdi.
|
Ne yazık ki şimdi ağlıyorum. En büyük hatayı erken evlenmekle yaptım. Üniversite ikinci sınıfta evlendim, üçte baba oldum. Tamamen kendi imkanlarımla okudum. Yani hem öğrenci, hem evli, hem babaydım ve çalışıyordum. Bu yüzden eşimle, dünyada başka hiç kimsenin paylaşamayacağı şeyler paylaştım. Çünkü insan dışarıdaki saldırılar güçlü olunca, yanındakine daha çok sarılıyor. Artık o ben, ben de o olmuştum. En azından ben böyle düşünüyordum. Ancak zamanla kıymetli eşimin ilgi alanları tamamen değişti. Şimdi dünyayı ayaklarının altına sersem de, onun kafası başka yerde. "Herkes boşanır ama biz asla" derken boşanma noktasına geldik. Bu kadınlar çok nankör oluyor be. Dünyayı versen bir başka dünya istiyorlar. Ne yazık ki, iyi niyet çabalarımın hiçbiri sonuç vermedi. "Onca yaşanan şeye ihanet olmaz" diye direndim. Yine kovalayan ben, kovalanan o oldu. Ama dün gece, kendisine ekonomik olarak yardımcı olmayacağımı söylediğimde dünyası yıkıldı. Böyle bir şeye inanamadı. Cünkü sürünmesine gönlümün asla razı olamayacağından emindi. Ama kararlı olduğumu görünce alttan almaya, yalvarmaya başladı. Kızım, yalvaracağına, hayatını senin mutluluğuna adamış bu adama karşı kılıç kalkan kuşanmasan olmaz mıydı? Çocuklarına biraz zaman ayırsan, eşine en azından sana gösterdigi kadar saygı göstersen, zamanının tamamını ne idüğü belirsiz arkadaşlarınla gecirmesen olmaz mıydı? "Seni sevmiyorum" cümlesini onur ve dürüstlük anıtı olarak karşıma koymasan olmaz mıydı?
0
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
7 yıl 10 ay 24 gün önce gönderdi.
|
Üniversiteden mezun olduğum yıl yeni kurulan bir radyoda çalışmaya başlamıştım. Radyonun sahibi benden 35 yaş büyük bir işadamı. Benden büyük iki oğlu, benden küçük bir kızı vardı. Baba gibi görüyordum açıkçası onu. Bir akşam saat 8 gibi tam çıkmak üzeyken beni ofisine çağırdı, "Gel bakalım, seninle biraz konuşalım" dedi. Sonra bana olan aşkından, geceleri beni düşünmekten uyuyamadığından ve her saniye beni düşündüğünden bahsetti. Benimle birlikte olmak istediğini, beni BBC'ye staja gönderebileceğini ve ne istersem alacağını söyledi. Ama eğer onunla birlikte olmak istemezsem de yine çalışmaya devam edebileceğimi, bu söylediklerinin hiç konuşulmamış sayılacağını, bana patronum gibi davranacağını söyledi. Benden 35 yaş büyük bir adamla yatma düşüncesi beni o kadar utandırmıştı ki, yerden başımı kaldıramadım o konuşurken. Sonra bana dedi ki, "En iyisi sen bunu bir düşün,
sonra yine konuşalım." Ne yapacağımı bilemedim. O günkü cahilliğimle -işimi
de kaybetmemek için- düşündüm ki; eğer hiç
karşılaşmazsak, benim suskunluğumdan
istemediğimi anlar ve ben de çalışmaya devam ederim. 2 ay sonra bir gün aniden karşılaştık yayın katında, "Gel bakalım, konuşalım biraz" dedi. Odada, bana beklemekten yorgun düştüğünü söyledi, "Lütfen kararını söyle, dayanamıyorum
artık" dedi. Ben hiç birşey söylemeyince, "İstemiyor musun beni?" dedi. Başımı sağa sola "olmaz" anlamında salladım sadece. "Tamam", dedi, "Seni asla rahatsız etmeyeceğim." Ertesi sabah radyonun genel müdürü beni odasına çağırdı ve, "... bey çalışmanızdan memnun değilmiş, çıkartılmanızı istedi" dedi. Bu olayı hiç kimseyle komuşmadım, çünkü Türkiye'de tacize uğrayan her bayan gibi iftira atılmasından korktum. Şimdi soruyorum size; bir adam kendinden 35 yaş küçük bir kızla ne yapar acaba, utanmadan... Bu haddini bilmez adamla umarım bir gün karşılaşırız. Yüzüne bir kere tükürsem rahatlayacağım.
0
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|