|
|
|
|
|
6 ay 5 gün önce gönderdi.
|
O, Pamuk Prenses kadar güzel, Uyuyan Güzel kadar masum, Kleopatra kadar asil, Kül Kedisi kadar hamarat, Rapunzel kadar vefalı. Bense tahtadan yapılmış bir Pinokyo! Oysa o, belki bir gün gerçek olurum diye bekliyor bir umut.
12
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
|
|
6 ay 23 gün önce gönderdi.
|
Boyu 1.80, gözleri mavi, dudakları dolgu, göğüsleri silikondu. İngilizcesi anadili gibiydi. Uzun uzun bakıştık, uzun uzun dans ettik. Ama bırakın yatmayı, ilk gecede öptürmezmiş bile. Bir de şaşırıyor ''Türk olduğumu ne çabuk anladın!'' diye. Ya sabır...
17
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
6 ay 27 gün önce gönderdi.
|
Az önce tuvaletteyim. Tam işimi görürken birden hapşırdım ve birisi "Çok yaşa! kutu_kola, hayrola hasta mı oldun?" dedi. Ben avanak avanak etrafa bakarken tanımamış olabileceğimi sezdiğinden sanırım sesin sahibi kendini tanıttı. "Benim ben; Osman Amca'n." Hemen tanıştırayım. Osman Amca'm sağlıma düşkün alt kat komşumuz olur. E ama Osman Amca ya, duvarlar ince işte, ne diye bir de sen hatırlatıyorsun ki?
9
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
7 ay 7 gün önce gönderdi.
|
Yıl 2003. Amatör bir maçta sağ omzum çıkıyor. Ben acıyla yere uzanıp kıvranmaya başlıyorum. Derken sağlık görevlileri geliyor. Ama ters giden bir şey var. Aniden kasıklarıma, olabilecek en kötü yere sağlam bir tekme yiyorum. Haliyle artık kendimden geçip anlamsızca tekmenin geldiği tarafa dönüyorum, acıyla kavrulan gözlerle ''Ne o?'' dercesine bakıyorum. Neymiş biliyor musunuz? Acı acıyı bastırırmış, o yüzden vurmuşmuş. Ha bir de sağlık görevlisiymiş arkadaş. Abinin "ilk" yardımı olduğu belli. Bir hafta sonra anca kendime gelebiliyorum, beş yıl sonra ilk günkü gibi hatırlıyorum. İz bırakanlar unutulmuyor...
10
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
1 yıl 13 gün önce gönderdi.
|
Televizyonda bir röportaj izliyorum. Spiker, "Yaptığınız işten memnun musunuz?" diye soruyor önündeki dikişi yetiştirmeye çalışan terzi kıza. Kız yüzünde büyük bir gülümsemeyle, "Çok zevkli bir iş." diyor. Sonra, döküm işiyle uğraşan genç çocuğa soruyor, "İşiniz çok mu zor?" diye. Çocuk, az önceki çalışanınkinden de büyük bir gülümsemeyle, bir yandan da soruya anlam veremiyormuş gibi cevap veriyor; "Hayır, bu iş biraz zor gibi görünebilir ama ben bunu yapmaktan çok zevk alıyorum." Duyduklarıma inanamıyorum. "Çok çalışıyoruz abla, üç kuruş para için bütün gün buradayız." gibi şikayetçi cevaplar beklerken böylesine pozitif bir tavır beni şaşırtıyor. "Keşke ben de işimle ilgili böyle hissedebilsem, ne kadar şanslılar." diye düşünürken, anlıyorum ki orası, engellilerin çalıştığı bir fabrika ve aslında bütün o konuşanlar da birer engelli. Sadece bir şeyler üretebildikleri ve işe yaradıklarını hissettikleri için bile çok mutlular. Bunlara ve çok daha fazlasına sahip olan bizler acaba mutlu olmak için daha ne olmasını bekliyoruz? Sanırım engellilerden öğrenmemiz gereken çok şey var.
7
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|