|
|
|
|
|
|
|
5 ay 1 gün önce gönderdi.
|
Her gün işe gitmek üzere evden çıkarken rastladığım, karşı apartmanda oturan güzel hukukçu; elini burnundan çek, yoksa akşamları seni eve bırakan lüks arabalı gence bir resim göndereceğim yakında. Nedir canım bu böyle her sabah!
11
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
|
|
5 ay 4 gün önce gönderdi.
|
Deliler gibi sevdim seni. Yokluğunda nefes alamayacak, hücrelerini hücrelerimde hapsetmek isteyecek kadar. Hayat toz pembeydi. Bir sen vardın yeryüzünde, bir ben bir de aşkımız. Hiçbir şey seni benden, beni senden alamazdı, alamamalıydı. Doktordan döndüğünde sen raporuna göz atana kadar da hayatımın ekseniydin. Çocuk dahi istemiyorduk, sadece "biz" olmalıydık aşkımızın merkezinde. Hıçkırıklarla raporu okuduğumuzda, yıkılabilecek ne varsa yıkılmıştı hayatımda. Sen, aslanım, sen, tek sevdiğim, yıkılıyordun parça parça. Günlerce ağlaştık "biz"e vurulan bu darbeye. Günlerce sarıldık bizi koparmak isteyen bu illete nispet. Çıkar yol aradım göz yaşlarıma hakim olarak. Buldum sonunda. Madem seninle uzun bir hayat süremeyecektim, sen artık hayatımda yokken, "senden" bir parça ile katlanabilirdim belki yokluğuna. Çocuğunu doğurmak istiyordum. "Biz"den bir canı. Aşkımızın imzasını atmak istiyordum. Değil mi ki, doktorlar sana "Çocuğunuz olsaydı, onu kucağınıza alamazdınız 3-5 sene sonra..." demişlerdi. Ben seni pamuklara sarıp bakacaktım. Hem sana, hem yavrumuza. İyi ki, o kararı alabilecek kadar gençmişim, iyi ki, o kararın arkasında durabilecek kadar "ben"mişim. Bugün, aradan geçen 13 sene sonra, ardıma baktığımda, hayatımda verdiğim en güzel iki karardan biridir yavrumuz. Diğeri, senin olmak kararı. Bugün, yavrumuzun varlığında, tüm olumsuzluklarına karşın raporun, sen hala hayatımdasın ya, sen yavrumuzun büyüyüp serpilmesine tanıksın ya, sen sana olan aşkımı ve tutkumu hala çözemedin ya... Canın sağolsun, benimle kal yeter.
29
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
6 ay 1 gün önce gönderdi.
|
Kırklı yaşların bence en keyifli yanı, mahallenin bakkalından, bindiğin taksinin şoförüne, eve çağırdığın ustadan, işyerindeki çaycıya ve meslektaşlarına varıncaya kadar herkesin birdenbire “ablası” oluvermek. Bu “ablalık” öyle bir statü ki, yanlış anlaşılma, yan gözle bakılma, kıskanılma, asılma derdi olmadan hemen hemen her konuya müdahil olabilir, hakkını rahatça arayabilir, hak edene istediğin gibi kızabilir, çok fazla düşünmeden tanımadığın insanlarla sohbet edebilirsin. Bir nev’i cinsiyetsizlik gibi olsa da, kırklı yaşlarımı ve abla olmanın getirdiği bu özgürlüğü çok sevdim ben!
16
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|