|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
9 ay 10 gün önce gönderdi.
|
Yıl 1993. Okumanın zevkine vardığımız sıralar. Yavuz Bahadıroğlu'nun Osmanlı serisini okumaya başlamışız. Rüyalarımıza giriyor, başka hiçbir şeyden bahsedemiyoruz. O günlerde okula iki kilometrelik bir yoldan gidip geliyoruz. Elimize aldığımız sağlamca bir sopa kılıç, karşımıza çıkan her bir ot, fidan ise uçurulacak haçlı şövalyesi bizim için... Yine bir gün okula gidip savaş senaryoları kurarken bir de bakıyoruz yolun kenarına çizilmiş kırmızı bir haç. Muhtemelen hain bir şövalye tarafından bir şehit kanıyla çizilmiş. Kan ter içinde bir taşla kazıyarak cihad etme huzuruna erişiyoruz. Her yüz metrede aynı şövalyenin işi ve bizim çabalarımız... Başarıyla tamamlıyoruz görevimizi ve okula iki saat gecikmeyle gidiyoruz. Müdürden temiz bir dayak yiyoruz ama önemli değil; koca bir cihad bu sonuçta! Aradan bir hafta geçiyor; muhtar köye gelen telekom görevlilerinin direk için yaptıkları işaretlerin kasıtlı olarak silindiğinden ve bunun muhtarlığını zaten istemeyen bir gurup tarafından yapıldığından bahsediyor. Bizse hiç duymuyoruz bunları. Biz hain bir hristiyan komplosunu engellemiş bir grubuz! Onlar da haç çizmeseymiş, hilal falan yapsalarmış...
6
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
9 ay 10 gün önce gönderdi.
|
Sen sabah serviste ön tarafta ve kapının yanında uyurken servis aracı kırmızı ışıkta durunca geldik sanıp servisten inersen ve bir şeylerin ters gittiğini anlayıp da geri binmen 15 saniye sürerse, gün boyunca iş yerinde makara konusu olman kaçınılmazdır.
5
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
9 ay 10 gün önce gönderdi.
|
Çocuk yaşta kaybettiğim dedemin hatırladığım tek vasiyeti: "Tuvaletiniz gelirse tutmayın!" sözü. Yıllarca rahmetliden kalan tek şey diye elimden geldiğince son isteğini yerine getirmeye çalıştım. Sıkıştığım zaman işimi gücümü bırakıp tuvalet aradım. Yıllar sonra öğrendim ki kendisini prostat kanserinden kaybettiğimiz dedem bana değil ailedeki erkeklere bırakmış vasiyetini. Olsun içim rahat, ben görevimi yerine getirdim.
6
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
9 ay 11 gün önce gönderdi.
|
Demek ki neymiş; hızlıca merdiven çıkıp nefes nefese kalınca sana gelen telefonu açmayacakmışsın. Hadi diyelim açtın, nefesini kontrol edecekmişsin. Diyelim edemedin, o zaman adama "Kusura bakmayın size de böyle sapık gibi soluyorum ama..." demiyecekmişsin. Ben dedim hoş durmadı. Oradan biliyorum.
7
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
9 ay 14 gün önce gönderdi.
|
Lise yılları. Okuldan kaçıp yakınlardaki kahvehaneye gitmeyi adet edinmişiz. Batak, King, okey... Artık Allah ne verdiyse akşamlara kadar vakit geçiriyoruz. O sıralar okul müdür yardımcılarının polisleri yanlarına alıp okul saatlerinde kahvehane ve kafeleri kontrol etmeleri pek meşhur. Biz de 3-4 kez baskına uğramış olmanın verdiği korkuyla her an tetikteyiz. Yine bir gün oyun oynarken kahvehaneden içeri üç zabıta giriyor. Ben zaten herhangi bir baskına karşı hazır beklediğimden hemen ayağa fırlayıp kaçmaya yelteniyorum. O sırada rahatlığıyla tanınan arkadaşım kolumdan yakalıyor beni: "Sebze misin oğlum sen? Havuç musun, marul musun da zabıtadan kaçacaksın? Gerek yok böyle manav tezgahı psikolojisine.”
8
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
10 ay 12 gün önce gönderdi.
|
Yıl 91-92, tam emin değilim, daha 1. sınıfta okuyorum. Babam öğretmen. Zorunlu hizmetinin son yılında Tunceli Çemişgezek'te görev yapıyor. Bilen bilir orayı, PKK'nın en yoğun olduğu yerlerden biridir. Babam bana bir oyuncak tabanca almış, ben de onunla vakit geçiriyorum. Önüme gelene silahımı tutup "Bam bam!" diye vuruyorum onları. Ne yapabilirm ki başka? En yakın arkadaşlarım askerler. Onlarla geziyorum, onlarla oyunlar oynuyorum. En sevdiğim oyuncaklar olmuş G3 ve dürbün... Bir gece kapımız çalıyor. Koşarak gidiyorum kapıyı açmaya, "Herhalde şirin hemşire abla geldi." diye. Karşımda iri yarı, ellerinde benim oyuncağımdan daha güzeli, daha büyükleri olan adamlar. Kıskanıyorum tabi, çıkartıyorum silahımı doğrultuyorum onlara "Bam bam bam!" İşte o an hissediyorum alnımda kalaşnikofun soğuk namlusunu. Neyse ki babam geliyor içeriden son anda yetişip beni içeri alıyor. 7 yaşında bir çocuğun geçirdiği ölümle burun buruna 10 saniye. Peki niye? İşte bunu hiçbir zaman anlayamadım. 96 senesine kadar atamadım üstümden bunu. Ta ki bir gün haberlerde "Tunceli bölgesi PKK sorumlusu Sarı Ömer öldü." haberini duyana kadar. İşte oydu resimdeki. Sanki karşımda yine duruyordu elinde kalaşnikofuyla. Ama bu sefer ölü olarak. Hayatımda hiçbir zaman bu kadar rahatlamış hissetmemiştim kendimi. 4 yıl sonra ilk defa rahat ve huzurluydum bu kadar...
11
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|