19 Kasım 2008 Çarşamba
|
|
|
|
|
|
1 yıl 1 ay 4 gün önce gönderdi.
|
5 yıl önce bir bayram günü, ev oldukça kalabalık; tüm aile bir arada. Öğlen kalkmış olan bana yağmur gibi eleştiriler yağmakta. Kestirip atmak için, "Uyansam da hemen yataktan kalkmıyorum ki ben." diyorum. Tüm uğraşılarımıza rağmen kendi yatağında yatmaya alıştıramadığımız ve anne babasıyla yatan 5 yaşındaki kardeşim atlıyor: "Kalkma abla, annemle babam da beni uyandırmak için yatağı sallıyorlar, sonra eğilip yüzüme bakıyorlar, uyanmadığımı görünce daha hızlı sallmaya başlıyorlar ama ben de kalkmıyorum" diyor. Oluşan ölüm sessizliğini yine benim kahkaham bozuyor ve o geceden itibaren kardeşimle yatmak görevi bana veriliyor.
5
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
1 yıl 1 ay 4 gün önce gönderdi.
|
Sınıfa girdim, ortalık karışmış. İki öğrencim birbirine girmiş, kavga ediyorlar. Ayırdım. Ne olduğunu sordum. Öğrencilerimden biri eğilmemi istedi. Ne olduğunu anlamak için eğilince sırtıma şiddetli bir yumruk yedim. Gözlerimin önünde yıldızlar uçuşurken sinirle doğruldum. Tam öğrencime kızacaktım ki çocuk atıldı: "İşte öğretmenim, Ahmet bana böyle vurdu. Bir de acımaz ki o kadarcık şey diyor! Acıyor değil mi öğretmenim?" dedi. O sinirle Ahmet’e iyi kızdım. Öyle de vurulur mu ya!
0
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
1 yıl 1 ay 4 gün önce gönderdi.
|
Keşke yerini, yurdunu bilmeseydim. Orada olduğunu bilmek, bir telefonun ucunda olman, aradığımda sesini duymak ama hiç bir şey olmamışcasına sohbet etmek. Bir zamanlar gitme, sohbetinden çok keyif alıyorum diyen, iki kez hayatımı borçlu olduğum adam, bilsen sadece gel demen yeterli. Nepal dağlarında rahip olacağım desen, her şeyi bırakıp gelirdim, hem de dizlerimin üzerinde. Hiç kimse bana verdiğin güveni veremedi çünkü. Hayat kısa, ama bir filmde de söylendiği gibi, doğa her çağırdığında koşacaksak, insanlığımız nerede kaldı değil mi? O yüzden birbirimizi gördüğümüzde gözlerimize yansıyan buruk tebessümü sil artık, sileyim artık. Yoruldum ağlayamamaktan.
1
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
1 yıl 1 ay 18 gün önce gönderdi.
|
Son günlerde yayınlanan ilkokul ve yokluk konulu itirafları, biriken yaşlar akmasın diye gözlerimi iyice açarak ve kırpmadan okumaya çalışıyorum. Benim de ilkokula başladığım sene ailem oldukça sıkıntılı bir dönem geçiriyordu, tek çocuk olmama rağmen birçok ihtiyacımı karşılayamıyorlardı.Bütün çocukların heyecanla gittikleri okula ben hep utana sıkıla giderdim. Herkes yeni ayakkabılarıyla gelirken ben yırtılmış ayakkabılarım görünmesin diye tenefüse bile çıkmadan ayaklarımı sıranın altına saklardım, küçücük elimin, minicik parmaklarımın arasında bile kaybolacak kadar ufalmış kalemim görünmesin diye deftere o kadar yaklaşırdım ki öğretmenim gözlerimin bozuk olduğundan şüphelenirdi, en korkuncu da besleme saatleriydi benim için. Sıranın altında açılan ve oradan yenmeye çalışılan birkaç zeytin ve ekmekten oluşan beslenmenin verdiği sıkıntıyı hayatımın hiçbir döneminde yaşadığımı hatırlamıyorum. Bu ve bunun gibi onlarca kötü anı çok geride kaldı belki, artık kendime ait arabam, evim, herkesin imrenerek baktığı bir hayatım, belki de her şeyim var ama hala o ezikliği atamıyorum. Ben hala ayakları sıranın altında, tenefüse çıkamayan küçük kız çocuğuyum. Unutamıyorum...
7
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
|
|
1 yıl 1 ay 21 gün önce gönderdi.
|
3 Temmuz 1997 tarihinde Kırıkkale'de mühimmat fabrikasında meydana gelen patlamalar sonucu şehrin konumu ve rafinerinin de bulunması nedeniyle olası büyük tehlike için şehrin tahliyesine karar verilmişti. O gün yaşanan bütün şansızlıklar yüzünden tüm ailem farklı yerlere dağılmış ve hiç kimse birbirinden haber alamamıştı. Bir şekilde babama ulaştım ve otobüse binip Ankara'ya geçmeye çalıştık. Elmadağ'a varınca o çok zor akıttığım gözyaşlarıma hakim olamadım. Tüm Elmadağ halkı yollara dökülmüş ve gelen otobüsleri durdurup kalacak yeri olmayanları evlerinde misafir etmek istiyorlardı. Tanımadığı, bilmediği insanları en mahremine, evlerine götürmek misafir etmek istiyorlardı. Aynı şekilde bindiğim dolmuşta, dolmuşcunun bir aileyi evine davet ettiğini de gördüm. İşte benim insanım buydu. Benim insanım buydu da Kırıkkale-Ankara arası otobüs ücretini 5 katına çıkaran o leş kargası otobüs firmaları ve İstanbul'dan anında hareket etmiş 80 kişilik hırsızlık şebekesi kimin insanıydı? İşte buna bir türlü karar veremem...
0
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
1 yıl 1 ay 21 gün önce gönderdi.
|
Kızımın en büyük hayali bilim adamı olmaktı. Çocukluğunda başka çocuklar gibi oyuncak değil mikroskop istemişti. Belgeselleri izlerken sinirlenirdi ve, "Yeter artık bana hiçbir şey bırakmıyorsunuz. Hepsini siz bulursanız ben ne araştıracağım?" derdi. Lisansı bitirdi, yüksek lisansına başladı. İşte o zaman dünyanın en büyük hayal kırıklığını yaşadı. Danışman hocası kurduğu deneylerin sonuçları için üfürükçü tabir edilen hocayı arayıp deney sonucunun ne olacağını sorunca, gittikleri kongrede öğrencisinin bir şeyler öğrenmesinden korkarak konunun uzmanı olan kişilerle konuşmasını yasaklayınca, kongre dönüşü okuduğu dergiyi alıp çarparak "Dergi okuyacağına manzara seyret!" deyince, tahsilini gördüğü bölümle ilgili kendini geliştirmek için aldığı kitapları okuması yasaklanınca bu işin sadece istemekle olmadığını, karşısındaki insanın kaprislerine de katlanmak gerektiğini, kişiliğinden ödün vermek istemezse tahsilini yarım bırakmak zorunda kalacağını öğrendi. Yine de yılmadı; başka bir danışman hocayla yüksek lisansını bitirdi. Doktora programına başladı. Ancak yeni rektörün seçilmesinden sonra danışman hocası ve asistanlarının yeri değiştirildi, kurdukları laboratuvar kapatıldı. Geride kalan kadro diğerlerinin gidişine tezgah hazırlayanlardı. Tek kurban kalmıştı; o da kızımdı. Yıldırma politikası ile onu da başardılar. "Sınıfa girerken çantanı ve ceketini çıkar koridora as" diye komut veren bir hocanın amacının ne olabileceğini tahmin etmek zor. Çantada bulunan kimlik, cüzdan, para, kredi kartları, hesap cüzdanı, para vs.'nin akibeti konusunda herkese açık bir yerde kime hesap sorulabilir? Nitekim kızım bir daha fakülteye gitmedi. Kaprisleri, dalavereleri ile akademik bir ortamda bilim adamı olmanın hayalden öteye gidemeyeceğini öğrendik. Ama onca yıllık emek de boşa gitti.
11
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
|
|
1 yıl 1 ay 22 gün önce gönderdi.
|
Küçükken babamdan her dayak yediğimde otomatik yalan olarak "Merdivenden düştüm." derdim. Şimdi ise otomatik yalanım "Dolmuştan düştüm." şeklinde değişti. Eşimden yediğim dayak ise babamınkinden daha acı verici. Çünkü insan düşünüyor. Her şey değişiyor, gelişiyor ama erkekler ve kader değişmiyor.
9
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
1 yıl 1 ay 23 gün önce gönderdi.
|
Şıkır şıkır giyinilir ve işe gitmek üzere evden çıkılır. Topuklu ayakkabılar nedeniyle istenilen hızda bir türlü yürünemez. Karşıdan karşıya geçilecekken yol kontrol edilir ve uzaktaki araba fark edilir. Dikkatli ve kendinden emin yürümeye çalışılırken aynı araba freniyle birlikte burnunun dibinde bitiverir. Araç sürücüsü tarafından bir güzel fırçalanılır. İşyeri servisine binildiğinde, servis arkadaşlarınız tarafından adamın durup laf attığının yetmediği gibi, arkamdan da dönüp dönüp baktığını bildirir. Sevgili servis arkadaşlarım siz adamın cazibe alanıma kapıldığını düşünün, ben hala "Osmanbey'in çayırı mı burası ne yayılarak yürüyosun" sözünün etkisindeyim.
0
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|