29 Ağustos 2008 Cuma
|
|
|
|
|
|
28 gün 18 saat önce gönderdi.
|
Hayatımın tepe taklak olduğu, okul hayatımın tehlikeye girdiği, geleceğe dair beklentilerimin ve hayallerimin yok olduğu, beş parasız ortada kaldığım bir anda; okula devam edebilmek için üçe beşe bakmadan garson olarak işe girdiğim orta sınıf bir cafe-barda işe başladığım ilk gün; o şehirde sadece 24 saat için bulunuyorken arkadaşının davetiyle tesadüfen gelip, ömrümdeki en sıcak gülüşü bana gösterdiğin için, yalnızca yüzümü 10 dakika görmene rağmen 10 gün sonra dayanamayıp uçağa atlayıp yanıma geldiğin için, bana geleceğimi geri verdiğin için, 8 aydır her saniye aynı sıcaklıkla güldüğün için ve parmağıma o yüzüğü takıp senin gibi bir adamın karısı olma onurunu bana yaşattığın için, ömür boyu sahip olduğum en kutsal şey sen ve ailemiz olacak. Teşekkürler hayat, teşekkürler hayat arkadaşım...
3
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Yazlıktayım. Bir karıncayı izliyorum. Kahvaltı masasından yere düşen, boyundan büyük bir kırıntıyı taşımaya çalışıyor. Ne o yöne gitmesi gerektiğine nasıl karar veriyor biliyorum, ne de o kırıntıyı taşımayı başarıp başaramayacağını. Ama gördüğüm, son on dakikadır henüz 30 santim bile mesafe katedebilmiş değil. Üstelik birden şiddetle esen rüzgar, taşımaya çalıştığı kırıntıyla alaşağı ediyor onu, başladığı noktadan bile daha geride şimdi. Ama durmuyor, azimle yine bir ucundan tutup sağa sola yalpalayarak taşımaya çalışıyor. "Katetmesi gereken yolun uzunluğu, hatta o yolun belirsiz olması, bir sürü engebe olması onu ürkütmüyor mu?" diye düşünüyorum içimden. Bir süre sonra bir karınca daha geliyor, o da tutuyor kırıntının bir ucundan. Aynı azim, aynı kararlılık onda da var. "Acaba sadece karıncaların ruhu mu azimli?" diye düşünüyorum. Sonra da kendi hayatımı... Meğer iki karınca kadar olamamışız.
8
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
|
|
2 ay 7 gün önce gönderdi.
|
Sürekli saç rengini, saç şeklini değiştiren iş arkadaşımın civciv sarısı kısacık saçlarını, kızıl beline kadar uzun görünce daha da şaşırdım. "Mümkün değil bir haftada saç bu kadar uzamaz" dedim. Yine de yakışan modelleri söylemeyi, iltifat etmeyi unutmadım. Geçen gün geldi, teşekkür etti. Peruk olmasına rağmen, kendi saçları gibi hissettirdiğim için. Sayemde kemoterapi bitince hangi modeli kullanacağına karar vermiş. Oysa ben perukları hakikaten gerçek saçı sanmıştım. Gencecik, hayat dolu iş arkadaşıma kanseri yakıştıramamıştım. Hangi model olursa olsun, kendi saçları en güzel olacak ve ben göreceğim.
2
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
2 ay 27 gün önce gönderdi.
|
Birkaç gündür yavrusuna ne pahasına olursa olsun sahip çıkıp,yardım eden anne baba hikayelerini okudukça öfkem de hüznüm de artıyor. Çünkü ameliyat oldum, "Bununla geçmiş olsun" demekle yetindiler, yanıma bile gelmediler. Doğum yaptım, yine gelmeyip sadece telefon açtılar. İlk evliliğimde her türlü şiddeti gördüm, "Sen istedin evlenmeyi" diye arkalarını döndüler. Hapse girdim, herkesten çok beni onlar suçladılar ama beraat edince de "Bizim gibi ana babanın çocuğu elbette kötü olmaz" diyerek övündüler. İşsizdim, çocuğumla ayakta kalabilmek için bulaşıkçılık yaptım, gündeliğe gittim, para isterim diye arayıp sormadılar. Sırf iyi bir işi ve parası olduğu için benden 6 yaş küçük bir adamla evlenmemi isteyen annem, şimdiki kocamı benden sadece 4 yaş küçük olmasına rağmen, sırf üniversite mezunu değil ve işçi olduğu için ince hakaretleriyle iğneledi. En önemlisi de, tazminat davalarımın bir bir lehime sonuçlandığı şu günlerde hiç bir kötü günümde yanımda olmayan ailemden "Neden bize uzaksın,yabansın?" içerikli mesajlar alıyorum. Sizce neden uzağım sevgili(!) ailem?
10
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
|
|
2 ay 27 gün önce gönderdi.
|
Yıl 1992, Aralık ayı. Siirt'in Baykan ilçesinde görev yapan abimle yengemin yanındayım. 17-18 yaşlarında, yeni mesleğe başlamış, yengemin arkadaşları olan 4 hemşire kızla akşam yemeğinden sonra çaylarımızı içiyoruz. Derken bir patlama sesi. Birkaç saniyelik bir sessizlikten sonra 2. bir patlama sesi daha. Hemen ışıkları kapatıp yere yatıyoruz. Bulunduğumuz yer bir tepenin yamacında, askeriyeyle yanyana. Teröristler tepeden askeriyeye roketatarlarla saldırıyor. Asker de aşağıdan yukarıya ardı ardına ateş ediyor. Yattığımız yerden başımızı kaldırıp gökyüzündeki aydınlığı izleyebiliyoruz, ortalık cehennem yeri gibi. Çatışma yaklaşık yarım saat sürüyor. Biter bitmez kızlar paltolarını giyip abimin "Ben bırakayım." ısrarına aldırmadan, hızlı bir şekilde evden ayrılıyorlar. Hala cesaretlerine hayran kalırım. (Onlardan aldığım cesaretledir ki fakülteyi bitirince, yanıbaşımdaki İstanbul da şark görevinden sayılmasına rağmen Diyarbakır'ı tercih etmiş, il merkezine 120 kilometre uzaklıkta bir dağ köyünde çalışmıştım.) O yarım saatlik çatışma beni uzun bir süre etkilemişti. Şimdi orada görev yapan askerleri ve onların yollarını gözleyen annelerini düşününce, şehit haberlerini duyunca; aldığım nefesten, rahatça uyuduğum yatağımdan, keyifle içtiğim çaydan bile utanıyorum. Onların hakları nasıl ödenir bilemiyorum. Bir de üstüne bazı vatandaşların "PKK'lılara terörist diyemeyiz, onlar da davalarında haklılar" demelerine ise söyleyecek çok şey olmasına rağmen bir şey söyleyemiyorum. Ne diyeyim, sizi magma bile kabul etmez, püskürtür!
21
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
2 ay 27 gün önce gönderdi.
|
Evet doğurmadım, ama bir kızım var. Ben doğursam bu kadar güzel ve akıllı olmazdı. Gün gün yüreğimde büyüyor. Bütün aile ona tapıyor, bensiz geçen birkaç ayı için bile ağlıyorum. Bizi ileride seçmese de, ben onun annesiyim. Huyunu, sevinçlerini, üzüntülerini ben biliyorum, biz bileceğiz. Allah'ım sana şükürler olsun böyle bir evlat verdiğin için.
6
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|