|
|
|
|
|
1 yıl 13 gün önce gönderdi.
|
Her yıl 24 Kasım günü okula gidip sınıfa girince öğrencilerim beni hep "Öğretmenim canım benim" şarkısı söyleyerek karşılarlar ellerinde çiçeklerle. Benimse onların ışıl ışıl gözlerine bakarken aklıma hep aynı görüntü, kulağıma fısıldanan aynı ses gelir. Yıl 2002. Yine bir 24 Kasım yine bir öğretmene hediye verme günü. Birinci sınıf okutuyorum. Sınıfa girdim. Öğrencilerin ellerinde çiçekler. Yoksul bir semt, ellerinde ufak tefek hediyeler. Kimisi ambalajlı, kimisi gazete kağıdına sarılı. Ben sandalyede oturuyorum, onlar sırayla gelip öpüyorlar, ellerindekileri veriyorlar. Sonra zil çalıyor. Yerimden kalkmaya çalışıyorum. O sırada minik bir kız öğrencim beni çekiştiriyor. Eğiliyorum. Kulağıma "Öğretmenim, ben sana hediye alamadım ama cebine para kattım." diyor. Elimi ceketimin cebine atıyorum. Şimdiki parayla tahminen 25 kuruş gibi bir bozuk para buluyorum cebimde. O günkü gevrek parasını bana vermiş hediye alamadığından. Elimde para kalıveriyorum, gözler bana bakıyor heyecanla. "Sen beslenme yaptın mı Ü.. " diyorum. "Hayır" diyor. "Ben de yapmadım. Gel ikimiz bu parayla yemek yiyelim. Ben de çok acıkmıştım." diyorum. Kantine gidiyoruz beraber. Birlikte sandviç yiyip ayran içiyoruz. Ü.. bana yemek ısmarladığı için çok mutlu. Bense gevrek parasını aç kalma pahasına bana veren bu minicik yüreğin büyüklüğü karşısında kendimi nasıl hissedceğimi bilemiyorum. Her yıl 24 Kasım'dan bir gün önce Ü...'nün sesi kulağıma gelir. Ve ben her yıl 24 Kasım'dan önce başka Ü...ler de bu ezikliği yaşamasın diye öğrencilerimi sıkı sıkı tembihler, bana hediye getirmemelerini, benim için bir resim yapmalarını, mektup yazmalarını söylerim. Ve her 24 Kasım'da sınıfta hep beraber gevrek yiyip ayran içeriz. Onun yüzüğünü benimkinden daha kalın almışlar diye birbirleriyle rekabete giren öğretmen arkadaşlara bakarak.
25
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
|
|
1 yıl 14 gün önce gönderdi.
|
Yurtdışında bir üniversiteye bir aylığına görevli gitmiştim. Karşı komşum evsahibimin 20 yaşlarındaki oğluydu. Çamaşır makinesini koridorda birlikte kullanıyorduk. Tabii burdan gitmeden önce annemler oralar soğuk olur diye bana yün içlik, yünden paçalı don vs. almışlardı. Herneyse bir gün beyazları yıkamak için makinaya koydum ve bir saat sonra asmak için gittiğimde çamaşırlarım makineden çıkartılıp sepete konmuştu bile. Böylesi bir duruma hiç alışık olmayan ben, hem şaşırdım hem de utandım. Adam g-stringler ve tangalardan sonra benim paçalı donları ve kollu atletleri incelemiştir uzun uzun artık. Almanların Türklere bakışını bir kez daha değiştiremedim. Üstüne üstlük bir de paçalı don imajını yarattım. Kutluyorum kendimi.
11
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
1 yıl 14 gün önce gönderdi.
|
Şu anki sevgilimle henüz çıkmaya başlamamıştık. Bir akşam birlikte aynı evde kalmak zorunda kaldık. Türlü numaralarla onu ikna ettim. Ünlü bir prezervatif markasının tırtıklı ürününü tercih etmiştim; etmez olaydım. Giyinirken tırtıklı olduğunu söylediğimde "Anlamaya zaman olmadı ki!" dedi. Ben öyle kaldım. Kaldım. Kaldım...
14
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
1 yıl 14 gün önce gönderdi.
|
Daha neler göreceğiz? Şu ısıtıcı reklamında oğlan kızın evinin önüne çiçeklerle kalp yapıyor; kar üzerini kapatıyor, o da ısıtıcıları çalıştırarak karları eritiyor ve kızın zilini çalıyor. Kız da balkona çıkıyor sevinçle. Kızımızın babası, abisi nerede? Onlar da ahenkle camdan mı seyrediyorlar, oğlanı mı alkışlıyorlar başarısı için? Yönetmenim, lafım sana; reklama bak hizaya gel.
14
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
1 yıl 14 gün önce gönderdi.
|
Kurum içi ciddi toplantılardan biri. Plan-Bütçe bölümünde çalışan, oval masanın köşesine denk gelen koltukta oturan, masanın o bölgesinin alt kısmının açık olduğundan bihaber mini etekli hanım kızımız. Onun yanında oturan ve "Arkadaşlar bütçemizi epey aştık" diye söze başlayan müdür ve doğrudan bacaklara bakarak "Bütçedeki açık malum" diye sesli düşünerek bütün bakışları (maalesef kızınkileri de) üstüne toplayan ben. Hadi gözüne mukayet olamıyorsun, bari dilini tut be adam! Maruz kaldığım magma sıcaklığına mı yanayım kızın toparlandığına mı?
7
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
1 yıl 14 gün önce gönderdi.
|
Sitedeki itiraf.com annelerine özenilir, "Acaba fırlatsam isabet ettirir miyim?" diye ince hesaplar yapılır ve ilk fırsatta uygulamaya geçilir. Ne mi olur? Bugüne kadar sesimi yükseltmek dışında hiç kızmadığım kızıma altı metre mesafeden poposuna denk geleceği düşüncesiyle terlik fırlatılır, terlik popoyu ıskalar; çocuğun eline çarpar, neye uğradığını anlamayan çocuk çığlık çığlığa babaya koşar, kızına deli gibi düşkün olan babanın hışmına uğranılır. Bu arada çocuk sürekli ağlamaktadır, beni dedesine, teyzesine, dayısına ve en kötüsü öğretmenine şikayet eder. Çocuk psikolojisi üzerine nasihatlere maruz kalınır ve bir daha tövbe billah terlik fırlatılmaz. Bu durumda beni anlayan tek kişi vardır; annem...
18
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|