|
|
|
|
|
1 yıl 9 gün önce gönderdi.
|
Dedem, babama okumamam için hep baskı yaptı, kız çocuğunun okumasının günah olduğunu, evde oturmam gerektiğini söyler dururdu. Sevgili babacığım ise hep benim iyi bir meslek sahibi olmam için çabaladı. Öğrenim hayatım boyunca dedem tarafımdan hep erkek kuzenlerimle kıyaslandım durdum, onlar benden daha başarılı olacaklardı, olamadıklarında ise daha zekiydiler ama çalışmıyorlardı. Aslında ona hiç kızmadım çünkü o öyle bir kültürle yetişmişti. İki hafta önce dedemin ağır hasta olduğu haberini aldım ve gittiğimde bakımsız bir hastanede perişan haldeydi. Hiç bilmediğim bir şehirde sırf doktor olmamın etkisiyle onu iyi bir hastaneye yerleştirdim, hemen çekilmesi imkansız olan filmleri çektirdim, şehirdeki en iyi doktorlara ulaştım... Şimdi bütün aile bana minnettar, ama dedeciğim bunu bilmiyor, çünkü yoğun bakımda ve bilinci kapalı. Sevgili dedeciğim, çok sevdiğin ama bir türlü okumasını kabullenemediğin ama sonunda doktor olan torunun umarım senin için son görevini yapmıştır.
7
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
irda,
Erkek
,
27
,
İstanbul
|
1 yıl 9 gün önce gönderdi.
|
Üniversitede turizm okuduktan sonra dünyanın sayılı havayollarından birinde hostes olarak çalışmaya ve yurtdışında yaşamaya başlamış, mükemmel bir hayatı varken durduk yere 2. anadal olarak "Mekatronik" okumaya başlamış, "Neden?" diye sorduğumda da "Ben bir kadınım canım." diye cevaplamış bir arkadaşım var.
7
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
|
|
1 yıl 13 gün önce gönderdi.
|
Her yıl 24 Kasım günü okula gidip sınıfa girince öğrencilerim beni hep "Öğretmenim canım benim" şarkısı söyleyerek karşılarlar ellerinde çiçeklerle. Benimse onların ışıl ışıl gözlerine bakarken aklıma hep aynı görüntü, kulağıma fısıldanan aynı ses gelir. Yıl 2002. Yine bir 24 Kasım yine bir öğretmene hediye verme günü. Birinci sınıf okutuyorum. Sınıfa girdim. Öğrencilerin ellerinde çiçekler. Yoksul bir semt, ellerinde ufak tefek hediyeler. Kimisi ambalajlı, kimisi gazete kağıdına sarılı. Ben sandalyede oturuyorum, onlar sırayla gelip öpüyorlar, ellerindekileri veriyorlar. Sonra zil çalıyor. Yerimden kalkmaya çalışıyorum. O sırada minik bir kız öğrencim beni çekiştiriyor. Eğiliyorum. Kulağıma "Öğretmenim, ben sana hediye alamadım ama cebine para kattım." diyor. Elimi ceketimin cebine atıyorum. Şimdiki parayla tahminen 25 kuruş gibi bir bozuk para buluyorum cebimde. O günkü gevrek parasını bana vermiş hediye alamadığından. Elimde para kalıveriyorum, gözler bana bakıyor heyecanla. "Sen beslenme yaptın mı Ü.. " diyorum. "Hayır" diyor. "Ben de yapmadım. Gel ikimiz bu parayla yemek yiyelim. Ben de çok acıkmıştım." diyorum. Kantine gidiyoruz beraber. Birlikte sandviç yiyip ayran içiyoruz. Ü.. bana yemek ısmarladığı için çok mutlu. Bense gevrek parasını aç kalma pahasına bana veren bu minicik yüreğin büyüklüğü karşısında kendimi nasıl hissedceğimi bilemiyorum. Her yıl 24 Kasım'dan bir gün önce Ü...'nün sesi kulağıma gelir. Ve ben her yıl 24 Kasım'dan önce başka Ü...ler de bu ezikliği yaşamasın diye öğrencilerimi sıkı sıkı tembihler, bana hediye getirmemelerini, benim için bir resim yapmalarını, mektup yazmalarını söylerim. Ve her 24 Kasım'da sınıfta hep beraber gevrek yiyip ayran içeriz. Onun yüzüğünü benimkinden daha kalın almışlar diye birbirleriyle rekabete giren öğretmen arkadaşlara bakarak.
25
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
|
|
1 yıl 2 ay 1 gün önce gönderdi.
|
İki yıl önce birinci sınıfları okutuyordum. Öğrencileri daha tam olarak tanımadığım okulun ilk günleriydi. Derste beslenme yapıyoruz. Öğrencilerin büyük çoğunluğu sandviç, meyve suyu, süt, elma vb. oluşan beslenmelerini peçetelerini de sererek sıralarına yaydılar. Güle oynaya yemek yiyen çocuklarımın arasında, en önde oturan bir çocuğumun ellerinin arasında gazete parçasına sarılmış bir şeyi evirip çevirdiğini gördüm. Yanına gittim ve elindeki gazeteyi açtığımda içinde çocuğun beslenmesi olduğunu gördüm. Ekmeğin köşesinden koparılmış içi boş bir parça... Evet içi bomboş bir ekmek köşesi. Yanında su bile yok. Çocuk gazetesini sıranın üzerine açtı ve ekmeğini kemirmeye başladı. Gözümün önüne sabah oğlumla yaptığım tartışma geldi. Ondan bir yaş büyük oğlum X marka süt olmazsa bundan sonra kahvaltısında asla ve asla süt içmeyeceğini söylemişti. Ben sınıf annesine para verip öğrencim için kantine sandviç yaptırmaya gönderdim. Biraz sonra sınıf annesi gelmeden çocuk yanıma geldi ve "Beslenmem bitti, tuvalete gidip ellerimi yıkayabilir miyim?" diye sordu. Evet beslenmesi bitmişti, yani içi boş olan ekmek köşesini kemirmeyi başarmıştı. Şimdi üçüncü sınıftayız onunla birlikte. Ben de her bayram ona ve iki kardeşine bayramlıklarını alıyorum. Okul ihtiyaçlarını karşılıyorum. Eline torbaları arkadaşları sınıftan çıktıktan sonra veriyorum. O an gözlerinde gördüğüm sevincin ve parıltının bana yaşattığı mutluluğu hiçbir şeye değişmem.
8
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
1 yıl 2 ay 14 gün önce gönderdi.
|
Büyük bir alışveriş merkezinde yüzüme dik dik bakan bir adamı fark ediyorum. Biraz tereddütten sonra, "Siz Doktor ... değil misiniz?" dediğinde, "Evet" diyorum. Reyonların arasında koşturan 6-7 yaşlarında dünya güzeli bir veledi çağırıyor ve "Öp amcanın elini, o olmasaydı sen şimdi çöp tenekesinde ..." diyor. O anda geldikleri günü hatırlıyorum. O da, babası tarafından sonlandırılması istenen bir gebelikti. Muayene odasında annesi ağlayarak "Hocam, ben bu çocuğu doğurmak istiyorum. "dediğinde anneden yana olmuş, hatta işi iyice abartıp gebeliğin devam etmesinin zaruri olduğu konusunda teatral bir nutuk çekmiştim. İyi ki de çekmişim; yoksa o yanakları şimdi nasıl mıncıklardım? Ve mıncıklarken, o zaman onu istemeyen babasının, "Çok sıkıştırıp oğlumun canını acıtmasa bari." diyen bakışlarını nasıl görmezden gelebilirdim?
8
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
1 yıl 2 ay 22 gün önce gönderdi.
|
Dört yıl önce çok yakın bir arkadaşım, swinger olduklarını itiraf etti. Eşiyle birlikte internette birkaç siteye üye olmuşlar ve denemişler. Eşinin beni çok beğendiğini, eğer izin verirsem benimle birlikte olmak istediklerini söyledi. Kendimi her türlü yeniliğe açık sanan ben bile şok oldum. Evlilik denince akan sular durur, çünkü evlilik kutsaldır. Ona bu şekilde devam ederlerse, birbirlerine saygılarının kalmayacağını ve evliliklerinin biteceğini söyledim. Birbirlerini çok sevdiklerini ve bu durumun asla evliliklerini etkilemeyeceğini söyledi. Nihayetinde 1 yıl sonra boşandılar. Kimsenin cinsel tercihlerine kimse karışamaz ama evlilik bambaşka bir şey. Birbirinize saygı duymak zorundasınız. Başka birini arzuladığını bildiğiniz hatta başkasıyla beraber olduğunu bildiğiniz ve gördüğünüz eşinize nasıl saygı duyarsınız? Arkadaşımın eski eşi, şimdi onu sürekli rahatsız ediyor, geri dönmesi için baskı yapıyor. Swinger olayını kabul edecek bir kadın bulmanın ne kadar zor olduğunu biliyor. Evliliği paravan olarak kullanırken yatağından bir sürü kadın geçen eşi çok mutluydu. Kendinizi kandırmayın, sizin yaptığınız evlilik değil, istediklerini gerçekleştirmek için paravan sadece. Evliliğin adını lekelemeyin lütfen!
13
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
1 yıl 2 ay 29 gün önce gönderdi.
|
Daha önce çalıştığım bankanın müdürü ''Hayata dair her şeyini benimle paylaşabilirsin''diyor; ümit dünyası. Bindiğim otobüste karşımdaki yakışıklı genç ''Msn adresiniz var mı?'' diyor; ümit dünyası. Karşıdan karşıya geçerken bana yol veren adam ''Gittiğiniz yere bırakabilirim'' diyor; ümit dünyası. Asansörde karşılaştığım üst kat komşum gözümün içine içine baka baka ''Günaydın ''diyor; ümit dünyası. Ben de bana hiç ama hiç yakın davranmayan hödük kocama her gece sırtından sarılıp ''Her şeye rağmen seni seviyorum'' diyorum; neden mi, ümit dünyası...
3
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|