|
|
|
|
|
1 yıl 13 gün önce gönderdi.
|
Sevgili Doktor S... Abi, biz öğrenciyken alışveriş yapınca parayı çıkarıp hesabı senin ödemek istemen ve kasiyerlere "Onlar öğrenci, buradan alınız." demen gayet sempatikti ancak geçen akşam market alışverişi sonrası kasiyer kıza "Onlar öğretmen, buradan alınız." demen pek olmadı abim yav! İtiraf etmeliyim ki, bu kırık dökük karizmayla o markete bir daha giremem ben.
8
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
1 yıl 13 gün önce gönderdi.
|
Annem ve babam boşandılar. Annem kimliğini değiştirmek için nüfus dairesine gitti. Memur "Bekar mı, dul mu yazalım?" diye sorunca annem, "Ben dört yıldır bakireyim! Ne dulu?" diye bağırdı. Memur bey, annem menopaza giriyor bilginize!
2
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
1 yıl 13 gün önce gönderdi.
|
Bana "Tek aşkımsın." dedi güldüm, "Senden başka kimseyi sevmeyeceğim." dedi güldüm. "Bir tek seninle evlenirim." dedi; güldüm. "Seni öpünce içimde karıncalar dans ediyor." dedi; "Tatlım benim!" deyip bir kez daha öptüm. Ama geçen gün gelip bana "Senle değil Damla'yla evleneceğim!" dedi. Neden deyince de "Sen evlenmeden de öptürüyorsun ama Damla evlenmeden öptürmezmiş." O yüzden onunla evlenip benimle eğlenecekmiş. Yani ben evlenilecek değil; eğlenilecek kızmışım. Bunları kim mi söyledi? Komşumuzun 5 yaşındaki oğlu...
11
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
1 yıl 13 gün önce gönderdi.
|
Millet itiraf.com' dan eş, sevgili, bilemedin partner bulur ya... Ben sucuk buldum. Bildiğiniz sucuk! Mesajlaştığım bir itirafçı bana memleketinden sucuk yolladı. Aklıma ünlü fıkra geldi... Hani iki kadın manavda muz alıyorlarmış da, manav muzları tarttıktan sonra "Abla bir tane daha vereyim, tam yarım kilo yapsın." demiş. Kadınlar da birbirlerine bakıp, "E ne yapalım, onu da yeriz bari." demişler. Ne yapalım, ben de sucuğu dilimler yerim bari.
32
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
1 yıl 13 gün önce gönderdi.
|
Her yıl 24 Kasım günü okula gidip sınıfa girince öğrencilerim beni hep "Öğretmenim canım benim" şarkısı söyleyerek karşılarlar ellerinde çiçeklerle. Benimse onların ışıl ışıl gözlerine bakarken aklıma hep aynı görüntü, kulağıma fısıldanan aynı ses gelir. Yıl 2002. Yine bir 24 Kasım yine bir öğretmene hediye verme günü. Birinci sınıf okutuyorum. Sınıfa girdim. Öğrencilerin ellerinde çiçekler. Yoksul bir semt, ellerinde ufak tefek hediyeler. Kimisi ambalajlı, kimisi gazete kağıdına sarılı. Ben sandalyede oturuyorum, onlar sırayla gelip öpüyorlar, ellerindekileri veriyorlar. Sonra zil çalıyor. Yerimden kalkmaya çalışıyorum. O sırada minik bir kız öğrencim beni çekiştiriyor. Eğiliyorum. Kulağıma "Öğretmenim, ben sana hediye alamadım ama cebine para kattım." diyor. Elimi ceketimin cebine atıyorum. Şimdiki parayla tahminen 25 kuruş gibi bir bozuk para buluyorum cebimde. O günkü gevrek parasını bana vermiş hediye alamadığından. Elimde para kalıveriyorum, gözler bana bakıyor heyecanla. "Sen beslenme yaptın mı Ü.. " diyorum. "Hayır" diyor. "Ben de yapmadım. Gel ikimiz bu parayla yemek yiyelim. Ben de çok acıkmıştım." diyorum. Kantine gidiyoruz beraber. Birlikte sandviç yiyip ayran içiyoruz. Ü.. bana yemek ısmarladığı için çok mutlu. Bense gevrek parasını aç kalma pahasına bana veren bu minicik yüreğin büyüklüğü karşısında kendimi nasıl hissedceğimi bilemiyorum. Her yıl 24 Kasım'dan bir gün önce Ü...'nün sesi kulağıma gelir. Ve ben her yıl 24 Kasım'dan önce başka Ü...ler de bu ezikliği yaşamasın diye öğrencilerimi sıkı sıkı tembihler, bana hediye getirmemelerini, benim için bir resim yapmalarını, mektup yazmalarını söylerim. Ve her 24 Kasım'da sınıfta hep beraber gevrek yiyip ayran içeriz. Onun yüzüğünü benimkinden daha kalın almışlar diye birbirleriyle rekabete giren öğretmen arkadaşlara bakarak.
25
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
|
|
1 yıl 13 gün önce gönderdi.
|
Sevgili kocam elinde bir adet eski tip demir kelepçeyle akşam eve gelir. Tabii ki niyetini hemen anlarım. Akşam olur, güzelce hazırlanılır, kelepçe bileklerime sıkıca takılır ve fanteziler bir güzel gerçekleştirilir. Sonra iş biter ve sıra kelepçeyi açmaya gelir. Fakat o da ne? Anahtarlar kelepçeyi açmaz. Hemen kelepçenin alındığı polis arkadaş aranır, fakat başka anahtar olmadığı öğrenilir. Bunun üzerine sevgili kocam apar topar giyinir, beni o halde evde bırakarak demir kesme makası aramaya çıkar. Fakat 20 dakika sonra eli boş olarak eve geri döner. Çaresiz kalınca hemencecik üzerime bir şeyler sarar ve beni o şekilde arabaya atıp uzak bir yerdeki kaynakçıya götürür. Sevgili kaynakçı o kelepçeyi tabii ki açmaz. Hırlı mı hırsız mı olduğumuzu kestiremez zira kendisi. E haklıdır da. Bunun üzerine geri dönülüp kelepçeyi veren polis arkadaşımız yanımıza alınır ve kaynakçıya geri gidilir. Polisi görünce içi rahatlayan kaynakçı saatler süren uğraşlar sonunda beni kelepçeden kurtarır. Polis arkadaşımızın pis sırıtmaları eşliğinde eve gidilir ve bir güzel kavga edilir. Ey site ahalisi, iki gündür depresyondayım. Kocası benimkine benzeyen kaç kadın var?
19
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
1 yıl 13 gün önce gönderdi.
|
Tıp fakültesini standardın üzerinde bir puanla kazanmış ve kadavranın başında toplanıldığında penisi işaret ederek, "Hocam, bunda kemik yok muydu?'' diye soran kız öğrenciye hocamızın cevabı; ''Sana öyle gelmiş yavrum.'' 1, 2, 3... Sonsuza kadar "tıp".
13
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|