04 Aralık 2008 Perşembe
|
|
|
|
|
|
7 ay 22 gün önce gönderdi.
|
Öğretim yılı başında, geyik olsun diye ve biraz da meraktan bir ilan vermiştim internete. Sözde dayalı döşeli küçük lüks bir evim vardı ve boş duruyordu. İhtiyaç sahibi ve başarılı 2 öğrencinin bu evde ücretsiz kalabileceklerini yazmıştım. Öyle çok talep geldi ki; hem yaptığımdan, hem de insanların çok zor durumlarından dolayı hem utandım hem de çok üzüldüm. Çoğu gerçekten ihtiyaç sahibi idi biliyorum ama 2 tanesi beni çok derinden etkiledi. Ne mi yaptım? Bazı bahanelerle biraz zaman kazandım ve ilanda belirttiğim şartlara uygun bir ev tuttum, eşyalarını tamamladım eksiksiz. O iki kişi şimdi sonradan hazırlanan o evde yaşıyorlar ve ben gerçekten çok huzurluyum.
9
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
7 ay 23 gün önce gönderdi.
|
Sabahın erken saatinde okula gidiyorum. Otobüsten indikten sonra, bir süre daha yürümem gerekiyor. Ancak daha birkaç adım atmadan donup kalıyorum, ufak bir sokak çocuğu yere eğilmiş önceki günden kalan ve kuşlara verilen simitleri yiyor. Daha görüntünün şokunu atlatamadan; bir simitçi geliyor çocuğu ayağıyla iterek uzaklaştırmaya çalışıyor, çocuk dengesini kaybediyor ve yana düşüyor. Elini alnına atıyor ve eline bakıyor, kanı görüyorum. Kendimi kaybediyorum, nasıl olduğunu hatırlamadığım bir şekilde simitçinin yanındayım diğer insanlar beni tutuyor ama bütün benliğimle ona vurmak, zarar vermek istiyorum. Kargaşada tezgah devriliyor, simitler etrafa saçılıyor. Hemen köşede duran trafik polisi geliyor, sinirimden ağlayarak anlatıyorum olanları. Ben ve simitçi, karakolda birkaç saat geçiriyoruz. Ben tüm simitlerin parasını veriyorum, olay polislerin deyimiyle tatlıya bağlanıyor. Bugün bana acı veren şey ise; o sokak çocuğuna o an yardım etmeye çalışmak yerine, simitçiye saldırmamın pişmanlığı başka bir şey değil.
7
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
7 ay 23 gün önce gönderdi.
|
Bir arkadaşıma göre Sultanbeyli ana bulvar üzerinde çocuklu, sakat, çarşaflı, türbanlı, deli görünümlü, Roman kökenli her türden ne kadar dilenci varsa, alayı yabancı istihbarat elemanı. Kimisi MOSSAD'ın, kimisi CIA'in, kimisi MI5'ın, kimisi SAVAMA'nın... İçlerinde bir tek bizim istihbarat örgütünden kimse yokmuş. Bizimkiler yurttaşa güveniyormuş! Onlar verilen paraların değil, sokaktaki hareketlerin peşinde imiş. Hangi binaya kaç kişi giriyor, kim nereden ne alıyorsa hepsi tespit ediliyormuş. Ayrıca bu dilenci görünümlü istihbaratçılar (!) birbirlerinin hareketlerini de takip ediyorlarmış. Ben de öyle sık sık kimisine "Fatih ne haber?","Abla yağmurda açıkta dilenme. Kenarda bekle, yağmur çıkınca yardım iste." filan diye sohbet etmemeliymişim. Yoksa beni de fişlerlermiş. Sanırım bizimki epey paranoyak. Yoksa ben aksini düşünmek bile istemiyorum!
11
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
cosca,
Kadın
,
28
,
Ankara
|
7 ay 23 gün önce gönderdi.
|
AmaAmaAmaAmaAmaaaa 'nın itirafını okuyunca yazmadan geçemedim. Babam 55 yaşında kansere yakalandı, çok zor günler geçirdi, tedavi oldu ve 7-8 yıl hiç sorunsuz devam etti hayatına. Ama hep olumluyduk, ailecek arkasındaydık. Bir gün evimizden bir ağlama sesi yükseldi, herkes babamın vefat ettiğini sandı, bize koştu. Evet evden biri ayrılmıştı ama o hasta babam değil, 28 yaşındaki dağ gibi abimdi. Bir trafik kazasıyla ayrıldı aramızdan. O güne kadar gayet sağlıklı olan babamın da hastalığı nüksetti o günden sonra. Ve babam kendini bıraktı, iyileşmek istemedi ve elimizden kayıp gitti. Burada 2 önemli şey var. Birincisi kimin ne zaman bu dünyadan ayrılacağı hiç belli olmuyor. Hasta, sağlıklı, genç ,yaşlı değil bunun kriteri. Ve ikincisi bu hastalığın en büyük ilacı moral ve inançtır. İnancınızı yitirmeyin.
6
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
7 ay 24 gün önce gönderdi.
|
Komşuya misafirliğe gidilir, çaydan sonra ev sahibi tarafından masaya ıslak mendil getirilir, herkes tarafından ıslak mendiller kullanılır. Evin kızı da ıslak mendil alarak ellerini silerken, annesinin ağzından şu müthiş cümle dökülür: "Kızım bari sen ellerini yıkasaydın." Susulur, susulur ve susulur.
7
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
7 ay 25 gün önce gönderdi.
|
Banyoda ne alakaysa eski Türk filmlerinin replikleri takıldı aklıma. "Neden suskunsun Orhan? İzdivacımıza bir mani mi var? Hayır bu söylenilenler yalan, yalan, yalan!" diye tekrarlıyor, tekrarlıyor, tekrarlıyorum yüksek sesle. Apartman boşluğundan gelen sesin, ah evet o gelen sesin alnıma sürülecek kara bir leke olduğunu nereden bilebilirdim."Soğuk bir gazoz ister misin evladım?" Rezil oldum Nalan, kurtar bakalım!
6
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|