|
|
|
|
|
9 ay 1 gün önce gönderdi.
|
Selçuk Üniversitesi Mühendislik'te okuyan ama kaçıncı sınıfta olduğunu bir türlü öğrenemediğim yeşil gözlü Mehmet, öyle bir yangın ki bu içimdeki ateş, sönmek bilmiyor. Öyle derin baktın ki gözlerime sevdan başımdan gitmiyor. Ne yaş farkı var aklımda ne mevki, sadece sen yeşil gözlü sevgili.
2
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
11 ay 9 gün önce gönderdi.
|
Problem çözüyoruz; "Bak kızım, bir kova 10 su bardağı su ile doluyormuş, bir su bardağı 2 çay bardağı su alıyormuş, bu kova kaç çay bardağı su ile dolar? Söyle bakalım şimdi ne yapmamız gerek?" diye kitapta yazan soruyu kızıma tekrarlıyorum. "Musluğu açmamız lazım anne" cevabıyla da ağzımın payını alıyorum. Allah'ım lütfen çocuklarıma cevap verebilme gücü ver bana.
8
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
11 ay 13 gün önce gönderdi.
|
İki yıl önce yaz tatiline giderken daha önce araba kullanmadığım bir bölgeden geçmiş bulundum. Sabahın erken saatleri olduğundan yollar bomboştu. Bir süre sonra bölgenin yerlisi olduğunu plakasından anladığım bir aracın arkasına takılıp içimden de “Madem ki bu memleketin insanları, radar olup olmadığını da biliyorlardır” deyip araçla aynı hızda seyahat etmeye başladım. Aracın sürücüsü gaza basıyor ben basıyorum, o basıyor ben basıyorum. Hızımız olmuş 150 civarı. Arada bir arkaya bakıyorlar, birbirimize gülümseyip neşeli bir şekilde seyrediyoruz. Fakat biraz sonra karşımıza trafik ekipleri çıkıyor. Sağa çekin işareti ile durduruluyoruz. Polis memuru öndeki araçla bir şeyler konuşuyor ve gülerek bana doğru geliyor. “Beyefendi hız limitini aştınız lütfen ehliyet ve ruhsat” diyor. Öndeki araca ceza kesmeyen polis memuruna anlam verememiş, kafamda bin türlü rüşvet senaryoları kurarken bir hışımla; “Öndeki araca neden ceza kesmiyorsunuz da sadece bana kesiyorsunuz?” diye soruyor ve memur beyden dumurluk cevabı alıyorum: “Beyefendi öndeki araç bizim gezici radarımızdır.”
9
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
|
|
11 ay 19 gün önce gönderdi.
|
10 Aralık Pazartesi günü öğle saatlerinde Kadıköy İş Bankası'nın önünde para çekme makinasından para çektikten sonra babasını arayarak, "Baba 400 YTL haftalık mı olur? Ben bu parayla bir hafta nasıl idare edeceğim!" diyen, elindeki dosyadan özel bir üniversitede okuduğunu anladığım siyah montlu kızcağız, biliyor musun; bu ülkede 200 liralık harcı yatıramadığı için üniversiteden atılan, okumak için kapı kapı dolaşıp burs toplayan, millete ağız eğen kaç tane yurdum genci var! Hiç etrafına baktın mı?
13
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
1 yıl 6 gün önce gönderdi.
|
Babam bizi terk etti. Her zorluğa katlandı annem. Yoksulluk, ezilme, dalga ve alaylar. Bizi korudu ve dayandı. Teyzemler her yaz çadır kurar ve tatillerini o kamp yerinde değerlendirilerdi. Bir yaz bizi de davet ettiler. Henüz yeni yeni konuşan ben, benden 1,5 yaş büyük abim ve annem. Kamp yerinde bir genç adamı gözüme kestirmiş o her bakkala gittiğinde bende peşine takılır kendime çikolata aldırır olmuştum. Sadece o ve ben biliyorduk bu durumu. Bu bakkal gezileri, onların çadırında geçirdiğim zamanlar benim en büyük eğlencem olmuştu. Kamptaki çocuklardan biri benimle senin 'baban yok' diye dalga geçtiğinde onun yanına koşmam, ayağına sarılmam ve 'Benim de babam var' demem, o genç adamın benden büyük olan o çocuğu küfürlü şekilde ordan kovması, bunun arkasından çıkan tartışmalar ve annemin bunları duyması... Böyle bir tanışma ile başlayan bir birliktelik ve evlilik. Kaçınız kendi babasını aradı, buldu, seçti bilmiyorum. Ama ben yaptım. Hayatımın her anında yanımdaydı. Hala da öyle. Küçük çocukların üzerinde Superman, Spiderman giysileri görürsünüz. Onların kahramanı, olmak istedikleri kişi onlardır. Benim kahramanım ise her zaman babamdı. Onu çok seviyorum.
26
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
1 yıl 6 gün önce gönderdi.
|
İlkokulda okuma yazmayı söken ilk 3 öğrenciden biriydim. Öğretmenimiz kötü bir insan değildi belki de ama iyi bir öğretmen de değildi. Hata yapmamız bize vurması için yeterli bir sebepti. Bir gün sınıfı üçe böldü ve bu "zeki" üçlüyü "öğretmen" yaptı. Görevimiz neydi hatırlamıyorum ama benim bölümümde yer alan çocuğu unutamıyorum. Aslında o hepimizden birkaç yaş büyüktü, hiç arkadaşı yoktu ve hocalar onu hep sınıfta bırakırdı. Bölümümdeki öğrencilere verilen dersi "başarıyla" öğretmiştim; sıra bu çocuğa gelmişti. Ne yaptıysam olmadı, kafası almıyordu. Her seferinde bir daha deniyor, beceremediğinde ceza olarak kafasına vuruyordum. Çok sinirlenmiştim, bağırıyordum, bir daha denemesini emrediyordum. Beni dövebilirdi, ama ağlayarak çabalamaya devam ediyordu. O çocuğa kaç kere vurdum hatırlamıyorum. En sonunda ümüdi kesip, öğretmenime gittim, o çocuğun öğrenemediğini söyledim. Çocuğu kötüledi, bana "Aferin!" dedi. Ben de aferin almış bir çocuğun gururuyla sırama oturdum. Ve o an unuttum. Yıllar sonra bir gün kafama dank etti. Lisede, hocalara ve bazı öğrencilere hayatı cehennem eden bir grup öğrenci için, "Bir insan nasıl bu kadar psikopat olabilir?" diye düşünürken. Yaşlar süzüldü gözlerimden. Şimdi bulabilsem o çocuğu, özür dileyebilsem yaptığım ayıp için. "Affet, unut." diyebilsem... Oysa biliyorum, çocukken yaşananlar asla unutulmaz. Ah çocuk, kötü olan bendim, sen değil... Buradan özür diliyorum sen ve senin gibilerden.
15
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|