|
|
|
|
|
|
|
|
|
8 ay 29 gün önce gönderdi.
|
O dönemler annemle babam yurtdışındaydılar. İkisi de çalışıp para biriktirmek için gitmişlerdi ve biz de 3 kardeşimle beraber Türkiye'deki babaannemizin yanına gönderilmiştik. 4 yaşımdan 8 yaşıma kadar annemsiz büyüdüm. Mahalledeki büyük çocuklar tarafından geçen uçaklara el sallayıp zıplarsam o uçakların anneme selam götüreceklerine inandırıldım. Ne zaman uçak geçse koşarak boş araziye çıkar hem zıplayarak hem el sallayarak "Anneme babama selam söyle." derdim giden uçağa. Şimdi ne zaman bir uçak geçse bir yerlerde bir çocuğun zıplayarak el salladığını düşünürüm.
11
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
8 ay 29 gün önce gönderdi.
|
Ahmet Çakar'ın "bikini giyeceğim" lafı üzerine MSN Messenger'ıma "Ahmet bizi plaja götür!" yazdım mı? Yazdım. Kişisel değil de şirket MSN'ine yazdığımı fark ettim mi? Ettim. Ne zaman ettim? Doğru düzgün sohbetim olmadığı ve adı Ahmet olan müşterimizden titreşim geldiğinde. Oy magmalar magmalar!
2
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
Rujjj,
Kadın
,
28
,
İstanbul
|
8 ay 29 gün önce gönderdi.
|
Yıllar önce arkadaşımla sahilde yürüyüş yaparken, tipik falcı bi kadın yanımızda bitiyor. Çenesinden kurtulmak için fal baktıran arkadaşa, kadın bir sürü şey anlatıyor da anlatıyor ve en heyecanlı yerinde kesip devamı için bir miktar daha para istiyor. En son kötü kalpli bir kızın sevgilisiyle ikisini ayrmaya çalıştığını söylüyor ve bu yılan kişinin nasıl biri olduğunu tarif etmesi için bir miktar daha vermesini istiyor ki artık dayanamayan ben arkadaşıma dönüp: "Uff yeter yaa amma uzadı bu iş, her şeyi bilse kendine hayrı olurdu! Kanma bunlara hadi gidelim" diyorum ve arkadaşımı tam ikna etmiş yolumuza koyulmuşken kadın eliyle beni işaret ederek bomba cevabı yetiştiriyor: "İşte o kötü kalpli yılan kız bu!"
7
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
8 ay 29 gün önce gönderdi.
|
Siyasi görüşümden dolayı defalarca gözaltına alınıp işkence gördüm; cezaevine girdim. Bir büyüğüm (yani ablam) üniversitede türban meselesinden dolayı eylemlere katıldı, uyarılar aldı. Küçük abim, Diyarbakır'da okuduğu yıllarda sürekli eylemlerin içerisindeydi ve defalarca gözaltına alındı. Büyük ablam boşanma süresince defalarca karakola gitti, mahkemelerde duruşmalar duruşmaları izledi. Şimdi de dini yönü ağır basan ve yıllarca bize telkinlerde bulunarak bu işlerin yanlış olduğunu vurgulayan en büyüğümüz olan canım abim, belediyece kendilerine başka bir yer tahsis edilmesine rağmen, işyerleri yıkılacak diye arkadaşlarıyla önce belediyeye yürüyüş yaptı. Yetmedi 50 kişilik bir grupla Ankara'ya gitti. Şimdi de yaklaşık 1 haftadır işyerinin önünde çadır açıp "açlık grevi" yapıyor. Bizim ailede bir sorun mu var, yoksa kutup ayısı sürekli bize mi denk geliyor anlayamadım.
3
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
Resmi evraklardan uçak yapıp odasında uçuran ya da bardak altlığı olarak değerlendiren, bilgisayarı sadece arkadaşlık sitelerinde vakit harcayarak kullanan, mesaiye 10:30'da gelip 15:30'da giden, resmi kurum aracıyla sıkıldıkça birkaç personeli yanına alıp Polonezköy'e mangal yapmaya giden, kurumun verdiği cep telefonuyla 800'lü hatları aradığı için hakkında soruşturma açılan, sigaranın yeteri nikotini verdiğine inanmadığı günlerde nargilesini yakan, havanın çok sıcak olduğu günlerde odasında resmi kıyafetin altında şortla oturan, terlediğinde atletini odasındaki çiçeklerin üstüne asarak kurutan, mevsimi geldiğinde bahçedeki ağaçlara tırmanarak meyveleri toplayan, mesaiye gelen personelin kafasına üzüm taneleri atan sevgili amirim; hadi psikoloji branşında yüksek lisans yapmanı kabul ettik de imzalaman gereken evraklar için siyah tükenmez kalem verdiğimizde "Siyah dolma kalem istiyorum, devlet işi şakaya gelmez. Prensipli olmak gerekir." sözü ne anlam ifade ediyor senin için? Anlayan varsa gelsin beri...
11
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
Kırklı yaşların bence en keyifli yanı, mahallenin bakkalından, bindiğin taksinin şoförüne, eve çağırdığın ustadan, işyerindeki çaycıya ve meslektaşlarına varıncaya kadar herkesin birdenbire “ablası” oluvermek. Bu “ablalık” öyle bir statü ki, yanlış anlaşılma, yan gözle bakılma, kıskanılma, asılma derdi olmadan hemen hemen her konuya müdahil olabilir, hakkını rahatça arayabilir, hak edene istediğin gibi kızabilir, çok fazla düşünmeden tanımadığın insanlarla sohbet edebilirsin. Bir nev’i cinsiyetsizlik gibi olsa da, kırklı yaşlarımı ve abla olmanın getirdiği bu özgürlüğü çok sevdim ben!
16
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|