|
|
|
|
|
11 ay 3 gün önce gönderdi.
|
Evlilikleri iyiye gitmeyen, çocukları için devam ettirme kararı alan arkadaşım eşi ile romantik bir akşam yemeğine çıkma kararı aldı. Dört yaşındaki otizm hastası oğluna birkaç saat bakmamı istediler. İşte o birkaç saatten izlenimlerim: 1- Konuşmada çok zorlandı. Hatta el hareketleri ile bir şeyler anlatmaya çalıştı ama anlayamadım. 2- Oyun oynama konusunda isteksizdi. Hatta oyuncağı sevmiyor denebilir. 3- Başka bir odaya geçmeye çalışırken direnip aşırı tepki verdi. 4- Bir şeyi belki de on defa tekrar etti. 5- Çok aniden gülüp aynı şekilde aniden ağladı. 6- Asla gözlerime bakmadı. Bu deneyimimden sonra bir araştırma yaptım. Otizmli çocuğa sahip çiftler ne kadar mutsuz olsalar bile pek boşanmıyorlar. Boşananlar ise ne kadar çok mutlu olacağını bilseler dahi evlenmiyorlar. Çünkü otizm hastası bir çocuğa annesinden babasından başka kimse bakamaz. Ömrünün sonuna kadar hep bakıma muhtaçlar. Diğer anneler babalar gibi onlar asla onların gelinliğini, damatlığını görecekleri günü hayal edemezler. Hiçbir zaman rahat olamazlar. ''Cennet anaların ayaklarının altındadır'' sözünü asla kabul eden biri değilim. Öyle analar var ki, ''Bunun mu ayağının altında cennet var?'' dediğim çok olur. Ama bir otizmli ve tüm özürlü annelerine diyorum ki, kesinlikle cennet sizin ayaklarınızın altında.
1
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
11 ay 22 gün önce gönderdi.
|
Günde en az 5 defa arayıp kullandığı ağır depresanları hatırlatmam gereken, gece yarısı aynı gün kaybettiğimiz annem, babam ve iki kardeşimi rüyasında gördüğü an telefona sarılıp ağlayan ve o saatte taksiye atlayıp yanına gitmem gereken, içtiği alkol ve adına ot denen o meretin onu dağıtıp paramparça etmesine izin vermemen gereken, başını ellerinin arasına alıp çığlık çığlığa ağladığı anlarda ona sımsıkı sarılıp bu dünyada ondan başka kimsenin benim için ve kendi için önemli olmadığını hissettirmem gereken ve benim bütün o altın vuruş dedikleri anlarımdan vazgeçişlerimin tek sebebi olan, tam 20 yaşında bir oğlum var.
5
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
|
|
1 yıl 7 gün önce gönderdi.
|
Hamileyken,"Engelli insanlara bakma, acırsın, çocuğun öyle doğar." dedikleri için içim cız eder bakamazdım. Engellerine ve yarık dudağına rağmen kocaman gülümseyen ve bana hep selam veren, hatrımı soran metro bilet gişesindeki Oğuz sayesinde bu "engel"imi aştım. İnsanlar gülümserken ışık veriyor gerçekten, başka şey görmüyor insan.
3
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
1 yıl 7 gün önce gönderdi.
|
Üç yıllık arkadaşımdı. Öpüverdi beni, şaşkınlığımdan güç almış olacak yine öptü, ittim, ileri gitti, resmen itmek suretiyle uzaklaştırdım. Saçmasapan bir sürü "güven bana" martavalı okudu, güvenmedim elbette, oracıkta bıraktım onunla ilgili her şeyi derhal. Ertesi gündü, "Bir anlık bir şeydi, sana umut verdiysem(!) beklenti içine girdiysen(!) üzgünüm, benim sürekli bir ilişkim olamaz, çok yoğun bir insanım ben." dedi, bir de üste çıktı ya... O an onun ağzını burnunu kıracak bir abinin eksikliğini en çok hissettiğim zamandı.
2
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
1 yıl 23 gün önce gönderdi.
|
Önce ayak parmağımı kırdım, ardından trafik kazası geçirdim, araba perte çıktı. Sonra bindiğim taksiye kargo kamyoneti çarptı. Hemen arkasından telefonla dolandırıldım. Nihayetinde aldığım geçmiş olsun sayısı, sosyal paylaşım sitesindeki tiki ablanın kedisi hastalandığında aldığı temennilerin 1/10' i... Devam edemeyeceğim...
3
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
1 yıl 3 ay 13 gün önce gönderdi.
|
5 yaşında çocuğunun sırtında sigara söndüren insan kılıklı şahsiyetsiz varlıklar; sırf çocuğun ailesini yargıya başvurmaları konusunda uyardım ve yardım ettim diye beni dövmekten geri kalmadınız ama şunu bilin ki; sizden korkmuyorum ve sonuna kadar o çocuğun ve ailesinin yanındayım. Umarım bu olayın altından tecavüz, taciz vb. başka iğrençlikler çıkmaz, umarım.
5
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
1 yıl 4 ay 14 gün önce gönderdi.
|
İlkokulda bir Kevser vardı. Sekiz çocuklu bir ailenin kızıydı Kevser. Ailesi apartmanın bahçe katındaki iki odalı bir evde kiracıydı. Evlerinin mutfağı bahçeye açılırdı. Yaz gecelerinde bazı kardeşler ağaca kurulmuş hamakta yatardı koyun koyuna. O evdeki neşeyi, mutluluğu hiçbir yerde görmemiştim ben. Kevser'in defterleri tertemizdi, yazısı inci gibiydi. Ayakkabıları yırtıktı, pijama türü soluk ve yırtık şeyler dışında hiç düzgün kıyafeti yoktu ama ne gam. Önlüğü vardı ya, o yetiyordu. Her daim tertemiz tuttuğu önlüğü, daima bembeyaz ve ütülü olan. Yakasını takıp upuzun saçlarını bir pastane kurdelasıyla tutturdu mu, okula da gidiyordu, düğüne de, misafir de karşılıyordu. Canım arkadaşım, sonra taşınıp İzmir'e gittiler, yakacak masrafı azalsın diye. Duydum ki artık önlük giyilmeyecekmiş okullarda. Serbest kıyafete geçiliyormuş. Peki Kevserler ne giyecek o zaman yabanlık niyetine? Yoksa bu kararı alanlar hayatlarında hiç Kevser tanımadılar mı? Bu gerçekten de mümkün olabilir mi?
3
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|