|
|
|
|
|
1 yıl 1 ay 25 gün önce gönderdi.
|
Genital sistem enfeksiyonu şüphesiyle gelen 70 yaşlarında bir hastaya şikayetlerini aldıktan sonra, "Şüpheli cinsel ilişkiniz var mı?" diye sordum. Hastanın "Geçti bizden." demesini beklerken "Her hafta gittiğim biri var, tanıdık artık, şüpheli sayılmaz." cevabıyla dumur oldum. Be amca gide gele samimi olmuşsunuz tamam da bu korunmaman için bir sebep değil ki... Hadi onu geçtim her hafta diyerek benim psikolojimi niye bozuyorsun ya?
4
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
1 yıl 2 ay 7 gün önce gönderdi.
|
Geçen hafta evde ufak tefek tamirat yaptıktan sonra arabaya atlayıp arkadaşımı aldım. Birlikte davetli olduğumuz düğüne yetişecekken öndeki arabaya hafiften çarptım. Hemen arabadan fırladım ama diğer arabadan inen üç iri yarı adamın ters bakışlarını görünce onlara doğru yürümeyi bırakıp sanki arabada hasar olup olmadığını kontrol etmek için inmiş gibi yapıp arabamın tamponuna doğru eğilip bakınmaya başladım. Başımı kaldırıp arkama baktığımda o koskoca üç adamın endişeli gözlerle bana bakarak gerilediklerini gördüm. Aralarından biri, cüssesinden beklenmeyecek bir ses tonuyla nazikçe ''Tamam birader, arabaya bir şey olmamış zaten. Plaka kırılmış ama onu da biz yaptırırız. Sen rahat ol, sinirlenmeyelim." dedi. Arabalarına atlayıp gittiler. Şaşırıp kaldım ama olayı böyle atlattığım için de bir o kadar keyiflendim. Arkadaşımla yolumuza devam ettik. Ben, düğün boyunca karşılaştığım insanlara "Bu dünyada insanları görünüşüne göre yargılamayacaksın. Bak o iri yarı, kabadayı tipli adamlar ne de medeni çıktı" diye nutuklar verirken bir arkadaşım elimi arka cebime attı ve tamirat sonrası orada unuttuğum tornavida ve maket bıçağını çıkarıp ''Oğlum cebinde bunların ne işi var?'' diye sordu. Yok yok, sebep bu değildir değil mi? Yani adamlar cidden iyi niyetlidir. Onlar bana saygı duymuşlardır değil mi? İçimde saklı olduğuna inandıkları psikopata değildir bu saygı, öyle değil mi??
1
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
1 yıl 2 ay 7 gün önce gönderdi.
|
Geçen gece +18, Şiddet ve Korku içerikli bir film izliyorum. Kan gövdeyi götürüyor, koparılan vücut parçaları, kollar, bacaklar havada uçuşuyor. İçim kalkıyor, midem bulanıyor ama izlemeye devam ediyorum. Nihayet kahramanımız insanları kesip biçmekten yorgun düşmüş olacak ki bir mola sigarası yakar. İşte tam da bu anda sorumluluk sahibi kanal yöneticileri duruma el atar ve sigarayı flulaştırarak sansürlerler. Evet en zararlısı oydu tabee!
0
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
1 yıl 2 ay 7 gün önce gönderdi.
|
3 Temmuz 1997 tarihinde Kırıkkale'de mühimmat fabrikasında meydana gelen patlamalar sonucu şehrin konumu ve rafinerinin de bulunması nedeniyle olası büyük tehlike için şehrin tahliyesine karar verilmişti. O gün yaşanan bütün şansızlıklar yüzünden tüm ailem farklı yerlere dağılmış ve hiç kimse birbirinden haber alamamıştı. Bir şekilde babama ulaştım ve otobüse binip Ankara'ya geçmeye çalıştık. Elmadağ'a varınca o çok zor akıttığım gözyaşlarıma hakim olamadım. Tüm Elmadağ halkı yollara dökülmüş ve gelen otobüsleri durdurup kalacak yeri olmayanları evlerinde misafir etmek istiyorlardı. Tanımadığı, bilmediği insanları en mahremine, evlerine götürmek misafir etmek istiyorlardı. Aynı şekilde bindiğim dolmuşta, dolmuşcunun bir aileyi evine davet ettiğini de gördüm. İşte benim insanım buydu. Benim insanım buydu da Kırıkkale-Ankara arası otobüs ücretini 5 katına çıkaran o leş kargası otobüs firmaları ve İstanbul'dan anında hareket etmiş 80 kişilik hırsızlık şebekesi kimin insanıydı? İşte buna bir türlü karar veremem...
0
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
1 yıl 2 ay 7 gün önce gönderdi.
|
Kızımın en büyük hayali bilim adamı olmaktı. Çocukluğunda başka çocuklar gibi oyuncak değil mikroskop istemişti. Belgeselleri izlerken sinirlenirdi ve, "Yeter artık bana hiçbir şey bırakmıyorsunuz. Hepsini siz bulursanız ben ne araştıracağım?" derdi. Lisansı bitirdi, yüksek lisansına başladı. İşte o zaman dünyanın en büyük hayal kırıklığını yaşadı. Danışman hocası kurduğu deneylerin sonuçları için üfürükçü tabir edilen hocayı arayıp deney sonucunun ne olacağını sorunca, gittikleri kongrede öğrencisinin bir şeyler öğrenmesinden korkarak konunun uzmanı olan kişilerle konuşmasını yasaklayınca, kongre dönüşü okuduğu dergiyi alıp çarparak "Dergi okuyacağına manzara seyret!" deyince, tahsilini gördüğü bölümle ilgili kendini geliştirmek için aldığı kitapları okuması yasaklanınca bu işin sadece istemekle olmadığını, karşısındaki insanın kaprislerine de katlanmak gerektiğini, kişiliğinden ödün vermek istemezse tahsilini yarım bırakmak zorunda kalacağını öğrendi. Yine de yılmadı; başka bir danışman hocayla yüksek lisansını bitirdi. Doktora programına başladı. Ancak yeni rektörün seçilmesinden sonra danışman hocası ve asistanlarının yeri değiştirildi, kurdukları laboratuvar kapatıldı. Geride kalan kadro diğerlerinin gidişine tezgah hazırlayanlardı. Tek kurban kalmıştı; o da kızımdı. Yıldırma politikası ile onu da başardılar. "Sınıfa girerken çantanı ve ceketini çıkar koridora as" diye komut veren bir hocanın amacının ne olabileceğini tahmin etmek zor. Çantada bulunan kimlik, cüzdan, para, kredi kartları, hesap cüzdanı, para vs.'nin akibeti konusunda herkese açık bir yerde kime hesap sorulabilir? Nitekim kızım bir daha fakülteye gitmedi. Kaprisleri, dalavereleri ile akademik bir ortamda bilim adamı olmanın hayalden öteye gidemeyeceğini öğrendik. Ama onca yıllık emek de boşa gitti.
11
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|