|
|
|
|
|
3 ay 4 gün önce gönderdi.
|
Bu sapsarı kentin güleryüzlü, sıcacık bakışlı çocuklarının öğretmeniyim bir buçuk yıldır; karşılarında çaydan başka bir şey yemeğe cesaret edemeyeceğiniz çocuklar, ayakkabınızın ederinin onda birini söylediğinizde bile gözleri faltaşı gibi açılan çocukların. Çocuğumun arkasından kaşıkla koştururken, düşünüp gözlerimi yaşartan çocukların. İkram etseniz de terbiyelerinden almayan çocukların. Açlıktan ağrıyan karnının nedenini bile kestiremeyen çocukların. Kardeşi hastalanınca sevinçle "Babam muz aldı, kardeşim hasta!" diye anlatan çocukların. Kısa bir süre sonra ayrılacağım onlardan, size anlatmadan gidemedim. Lütfen değil arabanızın, evinizin, ekmeğinizin; çocuğunuza alabildiğiniz boya kaleminin değerini bilin.
3
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
3 ay 6 gün önce gönderdi.
|
Dünyanın en güzel ülkelerine gittim; en güzel yeşili, en güzel maviyi, belki de en güzel manzaraları gördüm ve şu sonuca ulaştım: Eğer mutsuzsanız; nereye giderseniz gidin, neyi görürseniz görün yüreğinizdeki sıkıntı sizinle gezmekten hiç usanmıyor. Sonunda pes edip dolaşmayı bırakıyorsunuz; çünkü bu yerler size ifadesiz şekiller, anlamsız sözler gibi görünüyor. Ve bazen köyünden başka hiçbir yeri görmemiş bir insanın yüreğini, yediği kuru ekmeğini kıskanırken yakalıyorsunuz kendinizi. Acıyorsunuz, boşa geçirdiğiniz her anınıza...
19
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
3 ay 6 gün önce gönderdi.
|
Oyun etkinliğindeyiz. Bir öğrencim diğerini duvara sıkıştırmaya çalışıyor. Ne olduğunu anlamaya çalışırken duvara sıkıştırılan öğrencim bağırıyor: ''Öreetmenimmmmmm, Fahri kafamı duvara sürtüp kıvılcım çıkartmaya çaalışıyooo!''
8
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
|
|
3 ay 7 gün önce gönderdi.
|
Sevgili hastam, sana verdiğim ilaçların kullanımını anlamadığın yüzünden okunuyor diye defalarca anlattım. Eminim ki eczacı da anlatmıştır. Buna rağmen, içinde prospektüsü olmasına rağmen sen o fitilleri yutmaya çalıştın ya sana helal olsun. Her şey bir yana, ne diye ağzın köpürünce eczaneye gidip adımı verirsin bilmem ki... Seni nerelere göndersem?
8
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
3 ay 7 gün önce gönderdi.
|
Bu yaşıma geldim hala kabuslarımda üniversitedeki final sınavlarıyla boğuşuyorum. Ara sıra lisede de görürdüm kendimi ama geçen hafta iş kontrolden çıktı artık. Geçen hafta kendimi ortaokulda buldum. Üniversite diplomamın geçerli olabilmesi için ortaokulda yapılan bir yanlışlıktan dolayı 1 sene daha okumam gerekiyormuş. Rüyamda kendimi "En azından veletlere abilik yapar, matrak bir sene geçiririz. Güzel öğretmenler varsa onlara takılırım. Matematik derslerinden de sürekli parmak kaldırırım." diye avutuyordum. Uyandım, gün boyu sersem gibi gezdim. Tanrım, bir daha gösterme.
8
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
|
|
3 ay 7 gün önce gönderdi.
|
Hiç bitmeyecekmiş gibi olan borçlarımın ödenmesi için gökten para yağmasını beklemekten ve sürekli borç yapmaktan bıktım, hayatımın her alanında dürüst olmaktan bıkmadım. Ciddi bir ilişki için 3 yıldır ayrı yaşadığım karımdan boşanmaya çalışmaktan bıktım, her gün bana tebessüm eden güzel yüzlerden bıkmadım. Kitabımı yazacak kadar tembel olmaktan bıktım, gerçekleşmesi imkansıza yakın hayaller kurmaktan bıkmadım. Gece geç saatlere kadar oturup boş şeylerle uğraşmaktan bıktım, her sabah neşe ile uyanıp iş yerindekilerin "Nereden geliyor bu kadar enerji?" diye soran gözlerinden bıkmadım. 32 yaşında olmaktan bıktım, 23 gibi hissetmekten bıkmadım. İtiraflarımın yayınlanmamasından bıktım, her gün heyecanla bu siteye girip okumaktan bıkmadım.
2
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
3 ay 7 gün önce gönderdi.
|
Yıl 1992, Aralık ayı. Siirt'in Baykan ilçesinde görev yapan abimle yengemin yanındayım. 17-18 yaşlarında, yeni mesleğe başlamış, yengemin arkadaşları olan 4 hemşire kızla akşam yemeğinden sonra çaylarımızı içiyoruz. Derken bir patlama sesi. Birkaç saniyelik bir sessizlikten sonra 2. bir patlama sesi daha. Hemen ışıkları kapatıp yere yatıyoruz. Bulunduğumuz yer bir tepenin yamacında, askeriyeyle yanyana. Teröristler tepeden askeriyeye roketatarlarla saldırıyor. Asker de aşağıdan yukarıya ardı ardına ateş ediyor. Yattığımız yerden başımızı kaldırıp gökyüzündeki aydınlığı izleyebiliyoruz, ortalık cehennem yeri gibi. Çatışma yaklaşık yarım saat sürüyor. Biter bitmez kızlar paltolarını giyip abimin "Ben bırakayım." ısrarına aldırmadan, hızlı bir şekilde evden ayrılıyorlar. Hala cesaretlerine hayran kalırım. (Onlardan aldığım cesaretledir ki fakülteyi bitirince, yanıbaşımdaki İstanbul da şark görevinden sayılmasına rağmen Diyarbakır'ı tercih etmiş, il merkezine 120 kilometre uzaklıkta bir dağ köyünde çalışmıştım.) O yarım saatlik çatışma beni uzun bir süre etkilemişti. Şimdi orada görev yapan askerleri ve onların yollarını gözleyen annelerini düşününce, şehit haberlerini duyunca; aldığım nefesten, rahatça uyuduğum yatağımdan, keyifle içtiğim çaydan bile utanıyorum. Onların hakları nasıl ödenir bilemiyorum. Bir de üstüne bazı vatandaşların "PKK'lılara terörist diyemeyiz, onlar da davalarında haklılar" demelerine ise söyleyecek çok şey olmasına rağmen bir şey söyleyemiyorum. Ne diyeyim, sizi magma bile kabul etmez, püskürtür!
21
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|
|
|
|
|
|
3 ay 11 gün önce gönderdi.
|
Gırtlağından ameliyat olan işyerinden bir arkadaşımızı ziyarete gittik. Tabii ki konuşamadığı için yazarak anlaşıyordu bizimle. Çok sayın müdürüm de yazarak cevap veriyordu. Ta ki ameliyatlı arkadaşımız "Sadece ben konuşamıyorum müdürüm." yazılı kağıdı müdürüme verene kadar.
9
yorum
kimler alkışlamış?
itirafçıya bakayım
/ mesaj atayım
|
|